G-ZSV3WC25BW

 "Kobanê İddianamesi ile Türkiye bir strateji oluşturma çabasında"

Dr. Kerem Altıparmak ve Prof. Dr. Başak Çalı'nın kaleme aldığı "Esastan Bağlayıcı: AİHM Büyük Daire Selahattin Demirtaş Kararı" başlıklı çalışma metni, kararın bağlayıcılığının uluslararası hukuk ile Türkiye’nin anayasa ve kamu hukukunda somut olarak ne anlama geldiğini irdeliyor.

10 Ocak 2021 Pazar 10:51
 "Kobanê İddianamesi ile Türkiye bir strateji oluşturma çabasında"

Gazete Emek- Çalışma, esas olarak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum'un Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun kararın bağlayıcı olmadığı iddiasına temel olan argümanlarını hukuki olarak değerlendiriyor.

‘’AİHM KARARLARI ESASTAN BAĞLAYICIDIR’’

 AİHM Büyük Daire,  22 Aralık 2020'de "Selahattin Demirtaş'ın derhal tahliyesine" kararı vermişti. Karara rağmen Demirtaş tahliye edilmedi, onun da aralarında olduğu 108 HDP'li hakkında "Kobane Soruşturması" kapsamında yeni bir iddianame hazırlandı.

Diyarbakır’da ‘Evlilik Okulu’ açılıyor

Karara dair hukuki değerlendirmelerini kamuoyuna duyuran iki hukuk uzmanı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“AİHM karalarının esastan bağlayıcı olmadığı iddiasının ne AİHS sözleşme hukukunda, ne anayasa hukukunda ne de Türkiye’nin iç hukuk uygulamalarında bir karşılık bulduğunu gösterdik.

“Hem uluslararası hukuk hem de Türkiye’nin anayasa ve kamu hukuku açısından AİHM kararları esastan bağlayıcıdır.

AKP'li vekil, Kaftancıoğlu’na ‘militan’ dedi, Fethullah Gülen tweetleri ortaya çıktı

“Halen devam eden tartışmalardan ve yeni yayınlanan “6-8 Ekim İddianamesi”nden anlaşıldığı kadarıyla, Türkiye kararı uluslararası hukuk ve kendi anayasa hukuku ve iç hukukuna aykırı bir şeklide bu karadaki bireysel tedbirleri uygulamamak için bir strateji oluşturma çabası içindedir."

İNSAN HAKLARI OKULU ÇALIŞMA METNİNDEN DETAYLAR

24 sayfalık çalışma metninde, hükümet yetkililerinin “AİHM kararlarının bağlayıcı olmadığı” iddiasına detaylı olarak değiniliyor.

“Tespit edebildiğimiz kadarıyla konuya bir hukuki temel bulmaya çalışan ilk açıklama Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan gelmiştir” denilen raporda, “ Uçum’un Cumhurbaşkanlığı sistemindeki hukuki konulara ilişkin görüşlerinin ne denli ciddiye alındığı da dikkate alındığında AİHM’in kararlarının bağlayıcı olmadığı iddiasını hukuki zeminde Uçum’un yaptığı açıklamalar ekseninde ele almak faydalı olacaktır” vurgusu yapılıyor.

WhatsApp'ın yeni sözleşmesi kullanıcılardan ne istiyor, WhatsApp- Telegram- Signal arasındaki farklar nelerdir?

Öne çıkan hukuki değerlendirmeler şöyle:

‘’AİHM KÖTÜ NİYETLİ TUTUKLAMA TESPİT ETMİŞTİR’’

* Herkesin bildiği gibi, AİHM kararları hem Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri hem de kendi anayasa hukuku bakımından bağlayıcıdır.

* Demirtaş kararı, salt yargılama usulü bakımından ihlalin tespit edildiği bir karar değildir. AİHM, Demirtaş’ın suçlandığı eylemlerin makul suç şüphesi standardını ve bunun gerektirdiği delile dayanan hukuki tespit yükünü karşılamadığını ve dokunulmazlığının kaldırılarak tutuklanmasının yasal dayanağının olmadığını saptamıştır. Bunlar tekrar yargılama yapıp aynı sonuca ulaşarak giderilecek ihlaller değildir. Bu nedenle, AİHM, bu ihlalleri giderecek tek çözümü hükme bağlamış ve başvurucunun derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtmiştir.

* AİHM, tek bir kötü niyetli tutuklama tespit etmiştir. Dahası hükümetin iddiasının aksine ikinci tutuklamanın da birincideki olaylardan kaynaklandığını açıkça ifade ederek bu tespiti açık bir şekilde yapmıştır.

Ümitcan Uygun ve babası kaçmaya çalışırken yakalanarak gözaltına alındı

* Bu durumda, AİHM’e göre tek ve devam eden tutukluluk, devam eden bir ihlale yol açtığı için derhal sonlandırılması gerekmektedir. Bunu yapacak olan merci de, derhal bu görevi yerine getiremeyeceği için, AYM değil sulh ceza hakimidir. Bu nedenle, Uçum’un ileri sürdüğü “beklenseydi, bakalım bir de AYM üçüncü kez aynı konuyu inceleseydi” tezi AİHM’in Sözleşme’nin sadece teorik ve kâğıt üzerinde kalan değil ve fakat pratik ve etkili olarak hakları koruduğuna dair yorumuna ilişkin ortaya koyduğu en temel ilkeyle[1] çelişecektir.

* AİHM’in tek bir tutukluluğun farklı kılıflara sokulduğu kötü niyetli tutuklamayı derhal sonlandırma yönünde bir ödevi olduğunu, bu nedenle iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin tezin bütünüyle yanlış olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür.

* Aslında Uçum’un iddiası da dikkatli okunduğunda görülebileceği gibi kararların bağlayıcı olmadığı değil gereğinin ne şekilde yerine getirileceği ile ilgilidir. Uçum, bazı kararların yerine getirilmesi için yeterli görülebilecek yargılamanın iadesi yönteminin ihlalin niteliğine bakılmaksızın tüm karar tipleri için de geçerli olacağını ileri sürmektedir. Oysa bu yazının gösterdiği üzere bu iddianın hiçbir dayanağı olmadığı gibi bizzat AİHM ve AYM önünde aksini gösteren çok geniş ve tutarlı bir içtihat mevcuttur.

*Demirtaş kararı, bu içtihatla uyumludur ve Uçum’un iddialarının aksine, AİHM’in kararı veriş yöntemi ve hükmü kuruşu AİHS’in kötü niyetli ihlaline izin vermeyen, Sözleşme’nin ruhuna ve lafzına uygun bir karardır.

‘’6-8 EKİM İDDİANAMESİN’DEN ANLAŞILDIĞI KADARIYLA TÜRKİYE STRATEJİ OLUŞTURMA ÇABASI İÇİNDE’’

* AİHM Büyük Daire kararı Demirtaş’ın neden tutuklu olduğunu mahkemelerin sunduğu gerekçelere tekrar teker bakarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.

*Türkiye’nin ikinci büyük muhalefet partisi lideri ve bir milletvekili olarak yaptığı bu konuşmaların hiçbirinde suç şüphesi teşkil edecek bir şiddet çağrısı bulunmadığını ve Demirtaş’ın yalnızca ülkedeki çözüm süreci çöktükten sonra ve faillerinin halen ortaya çıkarılmadığı vahim şiddet olayları yüzünden tutuklu yargılanması için yerel mahkemelerin ilgili ve yeterli hukuki delil sunmadığını tespit etmiştir.

*Demirtaş davası, AİHM’in kararına göre siyasi bir yargılamadır. Kararın gerektirdiği bireysel ve genel tedbirlerin yerine getirilmesi hem bu ve hem de buna benzer siyasi baskı yargılamalarının sona ermesinden geçmektedir.

*Halen devam eden tartışmalardan ve yeni yayınlanan “6-8 Ekim İddianamesi”nden anlaşıldığı kadarıyla, Türkiye kararı uluslararası hukuk ve kendi anayasa hukuku ve iç hukukuna aykırı bir şeklide bu karadaki bireysel tedbirleri uygulamamak için bir strateji oluşturma çabası içindedir.

Kaynak: Bianet

Son Güncelleme: 11.01.2021 10:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.