Gazete Emek-14/28 Mayıs seçimlerinde hedeflediği sonuca ulaşamayan ve kongreler takvimini başlatarak “Tüzük değişikliği” çalışmasına başlayan CHP’de 'değişim' tartışmaları devam ederken,  “Gelecek İçin Biz” grubunun lideri, eski İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

Sözcü yazarı İsmail Saymaz, “Gelecek İçin Biz Grubu, bu hafta sonu gerçekleştireceği geniş katılımlı toplantıda, Cihaner'in adaylığını ilan edecek” diye yazdı.

İsmail Saymaz'ın sorularını yanıtlayan Cihaner, "Neden adaysınız?" sorusuna, "CHP politikasını doğru şekilde ortaya koyarsa daha yaşanabilir bir Türkiye, daha yaşanabilir bir dünyaya katkı sunabilir. Şu anda LGBTİ haklarıyla ilgili İnsan hakkı savunusu bile yapamıyoruz. Merdan Yanardağ birilerinin hoşuna gitmeyen sözleri nedeniyle tutuklandı. Orada refleks çok geç verildi" yanıtını verdi.

Cihaner, "Kılıçdaroğlu'nun yerinde olsaydınız ne yapardınız?" sorusuna ise, "İstifamı açıklardım. Başka kaygım varsa derdim ki: ‘Aday olmayacağım.' Olağanüstü kurultay çağrısı yapardım. “Sürecin yönetilmesini gözeteceğim” deyip siyasetle ilgili keserdim" yanıtını verdi.

Gazeteci Saymaz'ın sorularını yanıtlayan İlhan Cihaner, şöyle konuştu:

"– CHP'de bir değişim gerekiyor mu?

Değişimin üç ayaklı olması gerekiyor. İlkin, partinin politik ve ideolojik tutumunun netleştirilmesi lazım.

En son genel başkanın danışman ataması (Kılıçdaroğlu, Zafer Partili Gökşen Anıl Ulukuş'u danışmanlığa atadı) bugüne kadar izlenen merkez sağa oturma çizgisinin terk edilip Zafer Partisi'ne yakın, daha milliyetçi çizgiye işaret ettiğini düşünüyorum. Bu ikinci bir intihar olacaktır.

– O halde ZP ile ittifaka atanmasına karşısınız.

Özdağ ile olan ittifak zaten çok anormaldi. Niye? Birinci turda sığınmacı politikasıyla ilgili olarak başka bir şey söylemişsiniz. İkinci turda ZP'nin dilini kullanıyorsunuz.

Protokolde, ilk dört maddenin değiştirilemeyeceğine nasıl imza atarsınız? CHP'nin genetiğinde olan şey bu. Bu çok aşağılayıcı.

Kayyum politikaları protokolde ne geziyor? Nitekim ikinci turda Kürt seçmenin sandığa gitmesinde çekingenlik oldu.

İkinci ayağa geliyoruz. O da kadro. Genel Başkan, ‘CHP kadro hareketidir' diyorsa da kadro böyle olmaz. Parti Meclisi'ndekiler danışmandan nasıl hesap soracak?

Danışmana, örgütleri veremezsiniz. Danışmana sosyal medyayı veremezsiniz. Siyasi sorumluluğu olmayan adama yetki veriyorsun. Bir sabah kalkıp şu partiyle ittifak kuracağım diyemezsiniz. Tek adamın belirlenmesiyle milletvekili listesi oluşturursanız kadrodan bahsedemezsiniz.

Üçüncü ayak, parti içi demokrasi. Antidemokratik uygulamaların günah keçisi olarak siyasi partiler yasası gösteriliyor. Bu büyük bir aldatmaca.

Hiçbir partinin önünde milletvekillerini üyelerle belirlemesinde, adayların yarısını kadın yapmada engel teşkil etmiyor.

Partiyi yönetenler, seçim sonuçlarının tabanımızda nasıl bir yıkım yarattığının farkında değil.

“25 milyon oya ulaştık” söylemi olağanüstü yanlış. 25 milyon oy iki seçenekli cumhurbaşkanı seçiminde verildi.

– Kılıçdaroğlu, başarı olduğunu düşünüyor. 

Başarıyı bırakın, hezimet olarak adlandırıyorum. Önemli kısmı sadece Erdoğan'dan kurtulmak için verildi.

Bunların hepsini getirip “Bu bizim başarımızdır” diyemezsiniz. Hezimet dememin en büyük gerekçesi şu: Parlamentodaki çoğunluğu kaptırmışız, tarihin en gerici parlamentosu oluşmuş. AKP ile hareket edebilecek bir sürü milletvekili girmiş. Bu tablodan başarı nasıl çıkarılır?

Hangi hatalar yapıldı? 

Partinin dili muhafazakar milliyetçi dile döndü. AKP ve MHP iktidarının karşısına alternatif politik dille çıkmak yerine, “Onlar gibi konuşmamız lazım” denildi. İdeolojik bulamaca dönüştü CHP. CHP sağ bloka iltihak etti. Altılı Masa, sağın karşısına sağ ittifak olarak kuruldu.

İnce süreci iyi yönetilemedi.

Akşener'in masadan kalkıp dönüşü soruna yol açtı.

İki CHP'li belediye başkanının cumhurbaşkanı adayı yapılması kafa karışıklığı yarattı.

Cumhurbaşkanı adayı geç belirlendi. Aylarca CHP'li üç aday yarıştırıldı. Hepsi birbirine karşı yıpratıldı.

Kılıçdaroğlu'nun yerinde olsaydınız ne yapardınız?

İstifamı açıklardım. Başka kaygım varsa derdim ki: ‘Aday olmayacağım.' Olağanüstü kurultay çağrısı yapardım. “Sürecin yönetilmesini gözeteceğim” deyip siyasetle ilgili keserdim.

– Kılıçdaroğlu'nun çizgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Değişim dinamiklerini boğdular. Danışmanlarla yürütülebilecek bir siyaset izlenecek.

– Kılıçdaroğlu devam ederse ne olur?

Üç temel değişim sağlanmazsa genel başkan gitse de gitmese de yerel seçimlerde hezimet kaçınılmaz olur.

– Değişim arayışları için ne düşünüyorsunuz?

Partililerin mevcut durumun analizini yapması lazım. Biz niye yenildik? O süreci eleştirmeyen ve alkışlayan, sürecin aktörü olanların değişimin gerçek aktörü olabileceği kanaatinde değilim.

Bir yandan parti içi iktidarın konforunu süreceksin şimdi değişimin konforunu süreceksin. Bu olmaz.

– İmamoğlu'nun çağrısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İmamoğlu'nun partiyi daha sol-sosyal demokrat bir çizgiye mi oturtacak, bir şey bilmiyoruz.

– Siz adaysınız değil mi?

Tabii ki.

– Neden adaysınız?

 CHP politikasını doğru şekilde ortaya koyarsa daha yaşanabilir bir Türkiye, daha yaşanabilir bir dünyaya katkı sunabilir. Şu anda LGBTİ haklarıyla ilgili İnsan hakkı savunusu bile yapamıyoruz. Merdan Yanardağ birilerinin hoşuna gitmeyen sözleri nedeniyle tutuklandı. Orada refleks çok geç verildi.

– Daha bir solda bir CHP mi arzunuz?

Tabi. Sol, ittifakları öyle kurmaz. Laikliği görmezden gelemez. Eğitimden özelleştirme politikalarına cesur adımlar atar. Sol bir parti emek örgütleriyle organik bağlar kurar. Çevre mücadelesinin ana aktörü haline gelir. İş veren sendikası kuramaz. Cumhurbaşkanı adaylarını, siyasal İslamcılardan seçemez. Bir gün Deniz Gezmiş'i, bir gün Adnan Menderes'i anarak solculuk olmaz. Sahte solculuk bu.

– Kurultay ne zaman yapılmalı?

Derhal.

– Yerel seçimden sonraya bırakılması tartışması var.

Yanlış buluyorum. Kurultayın derhal yapılıp tartışmaların bitirilmesi lazım. Aksi taksirde tartışmaları yerel seçime götürür. Asıl sorun o zaman ortaya çıkar.

– Karamollaoğlu diyor ki, ‘CHP'nin oyunun yüzde 7-8'i dışarıdan geldi.” CHP niye suskun?

CHP açıklama yapamaz çünkü “Bu oy bizim” dediğinde ittifak kurgusunun yanlış olduğu ortaya çıkacak. Eleştiren bizlerin haklılığı ortaya çıkacak. Yüzde bir bile oyu olmayan bir oluşuma 40'a yakın milletvekili verdiniz. Tabanınızı da dönüştürdünüz ittifak yürüsün diye. “Hayır, bunların dediği doğru” dediğinde oyun yüzde 20'nin altına düşmesi gibi bir tablo çıkacak. Onun için CHP açıklama yapamaz.

Editör: Derya çelik