Gazete Emek- Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri / İnsanları, eylemlerinin 1114’üncü haftasında Mehmet Ertak dosyasını gündeme taşıdı.
Cumartesi Anneleri, 34 yıldır akıbeti sorulan Mehmet Ertak için adalet çağrısı yaptı.
Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy okudu.
Cumartesi Anneleri açıklamasında, iç hukuk yollarında hakikate ve adalete ulaşamayan çok sayıda kayıp yakınının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, AİHM’in Türkiye hakkında verdiği birçok kararda gözaltında kaybetme vakalarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) çeşitli maddelerinin ihlal edildiğine hükmettiği, ancak bu kararların Türkiye’de etkili soruşturma ve yargılama süreçlerine dönüşmediği belirtildi.
Yerel mahkemelerde birçok dosyanın beraat ya da zaman aşımıyla sonuçlandığı ifade edilen açıklamada, kayıpların akıbetini ortaya çıkaracak delillerin toplanmadığı ve sorumlular hakkında etkili soruşturmaların yürütülmediği kaydedildi.
Mehmet Ertak’ın kaybedilişi
Cumartesi Anneleri, 1114’üncü hafta açıklamasında 32 yaşındaki dört çocuk babası Mehmet Ertak’ın hikayesini paylaştı.
“32 yaşındaki, dört çocuk babası Mehmet Ertak, Şırnak’ın Rezuk Mezrası’nda yaşıyor ve bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalışıyordu. Daha önce iki kez gözaltına alınmış, ağır işkence gördükten sonra serbest bırakılmıştı.
Mehmet Ertak, aynı işyerinde çalışan üç akrabasıyla birlikte 18 Ağustos 1992 tarihinde işten eve dönüyordu. İçinde bulundukları araç kontrol noktasında resmi üniformalı polisler tarafından durduruldu. Kimlik kontrolünün ardından Mehmet Ertak gözaltına alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığına ilişkin tutanak düzenlenmesine rağmen, emniyete başvuran ailesine böyle bir gözaltının olmadığı söylendi.
Baba İsmail Ertak bunun üzerine savcılığa başvurdu. Üç tanık Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığını, altı tanık ise onu gözaltında işkence edilirken gördüğünü anlattı. Bazıları aynı nezarethanede kaldıklarını ifade etti. Gözaltındakilerden avukat A.D., Mehmet Ertak ile beş gün aynı nezarethanede tutulduğunu ve ona işkence edildiğini beyan etti. Olay, soru önergeleriyle TBMM gündemine taşındı. Ancak aile, tüm tanıklara ve belgelere rağmen her başvurusunda inkârla karşılaştı.
JİTEM itirafı
1997 yılında JİTEM personeli Murat İpek, kamuoyuna da yansıyan itiraflarında, ‘Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ile Terörle Mücadele Şube Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdük’ dedi. Ayrıca gerçekleştirdikleri infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dâhilinde yapıldığını açıkladı.
AİHM süreci
İç hukuktan sonuç alamayan aile AİHM’e başvurdu. Ancak başvuruyu hazırlayan Avukat Tahir Elçi’nin bürosu polis tarafından basıldı, dava dosyalarına el konuldu. Gözaltına alınan Tahir Elçi işkenceye maruz bırakıldı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AİHM başvurusu gerçekleştirildi.
AİHM, dosyadaki delillerin Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığını, işkence sonucu yaşamını yitirdiğini ve ölümünden devletin sorumlu olduğunu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koyduğunu belirledi. Mahkeme, Türkiye’yi yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle oybirliğiyle mahkûm etti.”
‘Mehmet Ertak için adalet istiyoruz’
Cumartesi Anneleri, açıklamanın sonunda adli ve siyasi makamlara çağrıda bulundu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili etkili soruşturma ve kovuşturma yürütme yükümlülüğünüzü yerine getirin.
Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Ertak için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
Ertak ailesi: Biz intikam değil, gerçeği istiyoruz
Eylemde Mehmet Ertak’ın oğlu Servet Ertak’ın mektubu da okundu. Ertak, mektubunda babasının kaybedilmesinin ardından ailesinin yaşadığı süreci anlatarak şunları ifade etti:
“Bugün burada sadece babam Mehmet Ertak için değil, gözaltında kaybedilen tüm insanlar için bulunuyorsunuz, Ertak ailesi olarak , fiilen yanınızda olamazsak da tüm kalbi duygularla sizlerle birlikteyiz.
Ben, 18 Ağustos 1992 tarihinde Şırnak’ta gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Ertak’ın evladıyım.Babam kaybedildiğinde geride gözü yaşlı bir eş, dört çocuk ve yarım bırakılmış bir hayat kaldı. Aradan onlarca yıl geçti. Takvimler değişti, nesiller büyüdü ama bizim bekleyişimiz hiç bitmedi. Bir kapının çalınmasını, bir haber gelmesini, en azından gerçeğin ortaya çıkmasını bekledik.
Biz babamızın mezarına gidemedik. Ona bir dua okuyamadık. Çocukluğumuz, onun yokluğunda büyümekle geçti. Annemiz, bir yandan yasını yaşarken diğer yandan bizi büyütmeye çalıştı. Ama hiçbir çocuk, babasının akıbetini bilmeden büyümemeli; hiçbir anne, eşinin nerede olduğunu öğrenemeden ömrünü tüketmemelidir.
Biz intikam istemiyoruz. Biz gerçeği istiyoruz. Babamıza ne olduğunu bilmek, sorumluların hukuk önünde hesap vermesini ve bir daha hiçbir insanın gözaltında kaybedilmemesini istiyoruz.
Cumartesi Anneleri’nin yıllardır sürdürdüğü bu onurlu mücadele, yalnızca kayıpların değil; adalet, hakikat ve insan onurunun mücadelesidir. Bu meydanda yükselen her ses, kaybedilenlerin unutulmadığını ve unutulmayacağını haykırmaktadır. Bugün bir kez daha haykırıyoruz: Mehmet Ertak nerede?
Bu soru sadece bizim değil, vicdan sahibi herkesin sorusudur. Hakikat ortaya çıkana, adalet yerini bulana kadar babamızın adını anmaya, onu aramaya ve onun için ses olmaya devam edeceğizBabam Mehmet Ertak’ı ve gözaltında kaybedilen tüm insanları saygı, özlem ve mücadele sözüyle anıyorum.
Bugün Türkiye’nin içinden geçtiği barış sürecinin; hakikatle yüzleşmenin, adaletin tesis edilmesinin ve bir daha hiçbir insanın gözaltında kaybedilmediği bir geleceğin kapısını aralamasını diliyorum.
Kayıplar bulunsun. Failler yargılansın. Adalet sağlansın. Barış, ancak hakikat ve adaletle kalıcı olur.”
Kaynak: İlke Tv




