Gazete Emek- Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, ÇandAmed Kongre Merkezi’nde “Nafaka hakkı, uygulamaları, politikaları ve kadın cinayetleri” başlıklı çalıştay düzenledi. Çalıştaya bölge barolarının kadın hakları merkezlerinin yanı sıra çok sayıda hukuk örgütü ve kadın kurumu katıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi adına İrem İlhan yaptı.
Kadınların yaşamlarını doğrudan etkileyen hakları, adalete erişimlerini ve yıllardır süren eşitlik mücadelesini konuşmak üzere bir araya geldiklerini belirten İlhan, nafaka hakkı ile kadın cinayetlerinin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
‘Ekonomik eşitsizlik ve şiddet birbirinden bağımsız değil’
İlhan, “İlk bakışta bu iki başlık birbirinden bağımsız gibi düşünülebilir. Oysa kadın hakları alanında çalışan bizler biliyoruz ki ekonomik eşitsizlik, şiddet, cezasızlık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği birbirinden bağımsız değildir. Boşanma sonrasında ekonomik güvenceden yoksun kalan kadınların şiddet döngüsünden çıkmaları, yaşamlarını yeniden kurmaları ve haklarına erişmeleri çok daha güç hale gelmektedir” dedi.
’12’nci Yargı Paketi tartışmaları nedeniyle bu çalıştayı düzenledik’
Nafakanın yalnızca Medeni Kanun’da yer alan bir düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini belirten İlhan, bunun kadınların ekonomik güvencesi ve eşit yaşam hakkının önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Son dönemde 12’nci Yargı Paketi kapsamında süresiz nafakanın sınırlandırılması ya da kaldırılmasına ilişkin tartışmaların yeniden gündeme geldiğini hatırlatan İlhan, “Son dönemde özellikle 12’nci Yargı Paketi kapsamında süresiz nafakanın sınırlandırılması ya da kaldırılmasına yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi. Bu tartışmaların yeniden gündeme gelmesi üzerine Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak biz de bu çalıştayı düzenleme kararı aldık. Çünkü bir hakkın değiştirilmesi konuşuluyorsa, önce o hakkın uygulamadaki karşılığını görmek gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.
‘Nafaka bir ayrıcalık değildir’
Kamuoyunda öne çıkarılan yüksek nafaka örneklerinin uygulamanın geneline ilişkin doğru bir tablo sunmadığını dile getiren İlhan, nafaka miktarlarının çoğu zaman kadınların temel ihtiyaçlarını karşılamaya dahi yetmediğini söyledi.
İlhan, “Kamuoyunda sıkça dile getirilen yüksek nafaka örnekleri, uygulamanın genelini yansıtmıyor. Aksine, elde ettiğimiz veriler nafaka miktarlarının çoğu zaman kadınların en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan bile uzak olduğunu gösteriyor. Bugün hayat pahalılığının bu denli arttığı, yoksulluğun derinleştiği bir dönemde, nafakanın kaldırılmasını ya da sınırlandırılmasını tartışırken kadınların gerçek yaşam koşullarını gözardı edemeyiz. Çünkü nafaka bir ayrıcalık değildir. Nafaka, boşanma sonrasında ekonomik olarak dezavantajlı duruma düşen tarafı korumayı amaçlayan ve sosyal devlet ilkesinin de bir yansıması olan önemli bir hukuki güvencedir. Elbette hukuk yaşayan bir alandır; toplumsal ihtiyaçlara göre değişebilir, gelişebilir. Ancak kadınların hala ekonomik eşitsizliklerle, bakım emeğinin büyük kısmını tek başına üstlenmek zorunda kaldığı bir toplumsal yapıda, kadınların kazanılmış haklarını zayıflatacak her düzenleme çok dikkatli değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
‘Daha hak temelli bir bakış açısına katkı sunacaktır’
İlhan, çalıştayın kadınların yaşamını doğrudan etkileyen bu konuda daha gerçekçi, daha adil ve hak temelli bir yaklaşımın gelişmesine katkı sunmasını umut etti.
Açılış konuşmasının ardından çalıştayın ilk oturumu basına kapalı olarak devam ediyor.
Kaynak: MA





