HABER: Serkan Atasoy
Gazete Emek - 24 - 27 Temmuz 2025 tarihleri arasında Dersim'de düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nde yasal bir dergi olan 'Partizan' standında İbrahim Kaypakkaya ile ilgili satılan kitaplar sebebiyle Yusuf Çelik'e dava açıldı.
Açılan davada Çelik'in satışından sorumlu tutulduğu yayınlar şu şekilde: "İbrahim Kaypakkaya Bütün Eserleri, Saklanmaya Çalışılan Bir Meşale İbrahim Kaypakkaya ve Alnında Güneşin Kızıllığını ve Sıcaklığını Taşıyanlara... Nergis"
Savcılık, söz konusu yayınların "terör örgütünün ideolojisini yansıttığı, cebir ve şiddet içeren yöntemleri meşru gösterdiği ve propaganda niteliği taşıdığı" iddia etti. Çelik ise suçlamaları reddederek 'Partizan'ın yasal bir dergi olduğunu hatırlattı ve yayınlar hakkında yasaklama kararlarından bihaber olduğunu' ifade etti.
Çelik'in yargılandığı davanın ilk duruşması 17 Haziran 2026 saat 09.40'ta Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.
"Sivil araçlı kişiler tarafından zorla ifadeye götürüldüm"
Davaya ilişkin konuşan Yusuf Çelik, Özgür Gelecek muhabiri olarak gittiği festivalde başından geçen olayları anlatırken açılan davanın "sanat, ifade, düşünce ve basın özgürlüğüne dönük bir müdahale" olduğunu vurguladı.
"Aslında davaya gelene kadar yığınla sorun var. Munzur kültür festivaline o dönem çalıştığım gazete olan Özgür Gelecek Gazetesi çalışanı olarak katıldım. Hem haber takibi yapıyor, hem de gazetemizin de bulunduğu stantta gazetelerimizin satışı gerçekleşiyordu. İlerleyen saatlerde ise polisler tarafından kitaplara el konularak gözaltına alındım ve ifade işlerimlerim ardından serbest bırakıldım. Aradan aylar geçtikten sonra Ekoloji haberlerimi tamamlamak için yeniden Dersim’e gittim. Birkaç günün ardından bulunduğum araç trafik polisleri tarafından durduruldu ve ciddi bir aramaya maruz kaldık. Aynı günün akşamı ise polisler tarafından ifadeye çağrıldım. Herhangi bir tebligat vs. elimize ulaşmadığı için avukatların yönlendirilmesi ile ifadeye gitmeme kararı aldım. Ardından ben otogarda beklerken, sivil araçlı kişiler tarafından zorla ifadeye götürüldüm. İfadede haber kaynaklarımın adlarına kadar çok fazla ifade dışı soru yönetildi. Şu an tutuklu olan bazı gazetecilerin adı beyan edilerek ‘selam söylemem’ istendi."
'Selam söylemem istendi' derken neyi kastettiniz?
"Açıkçası bende tam olarak başta idrak edemedim. Serbest bırakıldıktan sonra meslektaşıma ulaşarak durumu aktardım. Başta anlamadık ardından daha önce kendisinin de dersimde gözaltına alındığını ve ekipmanlarına el konulduğunu söyledi. Aklımıza da başka bir şey gelmedi."
Yusuf Çelik anlatmaya devam ediyor;
Aradan geçen dört aylık sürecin sonunda ise silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiğim iddiasıyla bir dava açıldı. Açıkçası bu dava, sanat, ifade, düşünce ve basın özgürlüğüne dönük bir müdahaledir. Bir festivalde üç soruşturma açmak da akıl kârı değildir.




