Gazete Emek- İzmir Barış Forumu, çözüm sürecine ilişkin Bornova’da bulunan Sırrı Aydoğan Kültür Merkezi’nde panel düzenledi. Moderatörlüğünü İzmir Barış Forumu üyesi Beydağ Tıraş Öneri’nin yaptığı panele Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Selçuk Mızraklı konuşmacı olarak katıldı.
Söz alan Mızraklı, demokrasinin, insan hakları ve özgürlüklerin güçlü olduğu yerlerde insan yaşamının değerli olduğu tersi durumunda ise değersizleştiğini ifade etti. Çözümün ancak demokratik müzakere ve karşılıklı muhatap alma ile olabileceğini vurgulayan Mızraklı, “Son yıllarda toplum adeta dert, sorun biriktirdi. hepimiz ‘Ne yapmalı’ sorusunu sormaya başladık. Sayın Öcalan’ın da buna bir cevabı var. Hepimizin de kafasında buna bir cevap var. Demokratik bir işleyişin olması gerekiyor. Bunu koruyan bir hukuk sistemine ihtiyaç var. AİHM bir karar verdi. Mahkeme kararı uygulanmıyorsa bir ülkede hukuk yoktur. Türkiye cumhuriyet tarihine bakılınca hukuk dışına çıkma mutlak bir şey olmuştur. Kürt coğrafyasında yüz yılın tamamına yayılan bir durum olduğunu görüyoruz” dedi.
‘Bir irade beyanı gerekiyor’
“Barış için ne yapılıyorsa hiçbirisi fedakarlık değildir” diyen Mızraklı, şöyle konuştu: “Barış için ne yapabiliyorsanız yapın. Barış da bu ülkenin hakiki formu, öz çocuğu olsun. Bir süreç yürüdü ve bugüne kadar gelinen noktada neler oldu? Yüz yıllık anlayışları değiştirmek başka bir emek ister. Daha işin başındayız. Buna rağmen önemli bir mesafe aldık. Artık barış mümkün diye düşünüyoruz. Bunun da ötesine geçmek gerekiyor. Barış konusu siyasetin dar koridoruna sıkıştırılacak bir şey değil. Bu ülkedeki birçok sorunu Kürt sorunu ile ilintileyebiliriz. Kürt sorununun çözümü her şeyin çözüleceği anlamına da gelmiyor. Toplumun her kesiminin bunun içinde yer aldığı bir tutuma da ihtiyaç var. Toplumsal barışı örmek için herkesin yapacağı çok şey var. Yaşadığımız hukuk dışılıkları revize edebilecek bir takım şeyler var. Bunlardan bir tanesi yargı kararlarının uygulanması, kayyımların geri alınması, Barış Akademisyenlerinin tekrar okullarına dönebilmesi. Bunlara daha başlıklar eklenebilir. Bunlara bir yasa gerekmiyor. Bir irade beyanı gerekiyor. Buna karşı bekle gör politikası izleyecek halimiz yok. Bekleyip görenlerin aleyhine işleyeceğini insanlara göstermemiz gerekiyor.”
‘Sadece barış demiyoruz, demokratik toplum süreci de diyoruz’
HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise demokratik siyaset, insan hakları ve hukukun güvence altında olmadığını kaydetti. Görevlerinin bunları sağlamak için çalışmak olduğunu söyleyen Meral Danış Beştaş, “Kürt meselesini terör kavramıyla çözmeyi çalışmak hiçbir şeyi çözmez. Kürtlerin eşit ve özgür yurttaşlık talebi ve bunun için yürütülen bir mücadele tarihi var. Türkiye’de tek kimlik, kültür, inanç yaşamıyor. Ulus devlet yaklaşımıyla bütün her şey yok sayılıyor. Örgüt silah bıraktığında sorun çözülecek mi? Biz bu sürece sadece barış demiyoruz, demokratik toplum süreci de diyoruz. Demokrasiyi de inşa etmeyi istiyoruz. Meselenin adını doğru koyduğumuzda yol haritasını da sağlıklı bir şekilde ifade edebiliriz. Süreçlerin ne kadar kırılgan olduğunu yakın dönemdeki süreçlerden biliyoruz. Bize göre barışın başka seçeneği yok. Süreci iktidar da dahil kimsenin insafına bırakamayız. Ortak mücadeleyle, birleşik bir cepheyle bunu başarabiliriz. Dün bize yapılanlara karşı durduk, bugün kime yapılırsa yapılsın karşı duracağız. Hukuksuzluk, hukuksuzluktur” diye belirtti.
‘Amaç, demokratik siyasete katılımın önünü açmak’
Barışın, toplumsal ve hukuki düzenin hakim olduğu bir gelecek olduğunu kaydeden Meral Danış Beştaş, “Meclis komisyonu tarihi bir mesaj bıraktı: İstenirse tüm meseleler mecliste oturup, tartışılabilir. Çerçeve yasa sadece silahlı çatışmalı dönemin sona ermesini düzenliyor. Üç ana hedefi var. Birinci hedef gerillaların toplumsal ve siyasal hayata katılımı, ikincisi sürgündekilerin ülkesine dönüşü ve üçüncü tutsakların serbest bırakılması. Bu kanun 200 bine yakın insanı ilgilendiriyor. Burada amaç, demokratik siyasete katılımın önünü açmak. Muhatabı cezaevinde tutup, süreç sağlıklı ilerlemiyor. Süreç kadınların öncü rolü olduğunu altını çizmek istiyorum. Rojava ve İran’daki gelişmelerin de bu sürecin dışında değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Kalıcı bir barış ve demokratik bir barış için çerçeve yasanın uygulanmaya başlanması, eşit yurttaşlığın anayasal çerçeveye oturması, anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması, yerel yönetimlerin güçlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak:MA





