Gazete Emek - Şeyh Said Derneğinden yapılan açıklama şu şekilde:
Bundan tam 101 yıl önce, 13 Şubat 1925 tarihinde Piran’da başlayan hadise neticesinde Şeyh Said ve dava arkadaşları tutuklanmış; devam eden yargılama süreci sonucunda 29 Haziran 1925 tarihinde idam edilmişlerdir.
1925 yılında yaşanan bu olaylar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu süreç; devlet-toplum ilişkileri, merkezileşme politikaları, etnik kimlik tartışmaları ve hukuk uygulamaları bağlamında tarih yazımında farklı perspektiflerle ele alınmıştır. Olayların nedenleri, gelişimi ve sonuçları üzerine yapılan akademik çalışmalar, dönemin çok katmanlı siyasal ve toplumsal yapısını açıkça ortaya koymaktadır.
Arşivlerin Açılması ve Şeffaflık Çağrısı
Aradan geçen bir asra rağmen 1925 hadisesi; tarihsel, sosyolojik ve siyasal açılardan tartışılmaya devam etmektedir. İmha, inkar ve asimilasyon politikaları maalesef günümüzde de sürdürülmektedir. Sürecin sağlıklı ve bütüncül bir biçimde değerlendirilebilmesi için;
• Arşiv belgeleri ve ifade tutanakları,
• Yargı kayıtları,
• TBMM arşivleri başta olmak üzere, ilgili tüm resmî belgelerin tarihçilere, hukukçulara ve araştırmacılara tam kapasiteyle açılması büyük önem arz etmektedir.
Şeffaflık ve bilimsel erişim ilkeleri doğrultusunda atılacak bu adım, tarihsel hakikatin gün yüzüne çıkmasına ve akademik çalışmaların derinleşmesine hizmet edecektir.
Toplumsal Barış ve Yüzleşme
Türkiye’nin kendi tarihiyle yüzleşmesi ve geçmişteki olayları çok boyutlu bir perspektifle değerlendirmesi, demokratik olgunluk ve toplumsal barışın temel gerekliliğidir. Toplumsal hafızanın güçlendirilmesi ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesi amacıyla, "helalleşme" ve "yüzleşme" süreçlerinin tarihsel bir sorumluluk olduğu kanaatindeyiz.
İnsani Bir Talep: Mezar Yerlerinin Tespiti
Ayrıca, Şeyh Said ve dava arkadaşlarının mezar yerlerinin tespit edilerek kamuoyu ile paylaşılması talebimizi yineliyoruz. Bu talebin karşılanması, hem insani ve vicdani değerlerin bir gereği hem de toplumsal barış ve ortak bir gelecek inşası yolunda atılacak kıymetli bir adımdır.
Geçmişin nesnel, çoğulcu ve akademik bir yaklaşımla ele alınması; tarih bilincinin gelişmesi, toplumsal diyalog ve demokratik kültürün kökleşmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Hak, hukuk ve adalet mücadelemiz devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.




