Gazete Emek - 2024 yılında devam eden ekonomik kriz ile artan enflasyon, ulaşım zamları ve kira fiyatları da dahil olunca üniversite öğrencilerine verilen burslar daha verilmeden eridi.   
 



Bir zamanlar sadece burs ile hayatını idame edebilen öğrenciler artık ekstra çalışarak sadece yurt ve ulaşım ücretlerini yetiştirmeye çalışıyor. Batman, Diyarbakır ve Van’da Üniversite öğrencileriyle geçim sıkıntılarını ve gelecek kaygılarını konuştuk.

'Hem okul hem staj hem de çalışmak zorunda kalıyoruz'

Mardin’den Batman Üniversitesine gelen ve Çocuk Gelişimi bölümü okuyan Şongül Meşe, okulunun bitmesine az bir süre kalmışken üniversite yaşamını hiç görmeden okulunun bittiğini söylüyor. Meşe, “Hem okul hem staj hemde çalışmak zor oluyor. Kendime hiç vakit ayıramıyorum. 8 çocuklu bir ailede yaşıyorum. Babam emekli, ablam öğretmen. Onun dışında bir gelirimiz yok o yüzden çalışmak zorunda kalıyorum. 2 bin TL burs alıyoruz ve yetmiyor. Yurt yemekleri genelde çok iyi olmuyor ve yemeği dışarda yemek zorunda kalıyoruz. Başkaca ihtiyaçlarımız oluyor. Haftalık bin TL’ye yakın bir para gidiyor. Ne burs yetiyor ne de çalıştığımız. Sadece idare etmeye çalışıyoruz. Ekonomiden dolayı zorlanıyoruz” sözleri ile geçim sıkıntısına değiniyor.

'Öğrenciler hep arka planda'


Ekonomik sorunlar ve yoğun çalışma saatleri nedeniyle kendisine vakit ayıramadığını söyleyen Meşe, “Sabahtan okula gidiyorum, çıkışta direkt işe gidiyorum. Işten çıkınca ancak yurda yetişebiliyorum. Diğer günlerde benzer şekilde gidiyor. Stajlar var. Kendime vakit ayıramıyorum. Sürekli çalıştığım için hiç üniversite hayatı yaşayamadım. Üniversitede bazı etkinlikler oluyor ama benim gitmeye vaktim olmuyor. Ekonominin düzelmesi lazım, bursların biraz daha artması lazım. Böylece çalışmak zorunda kalmayız aktivitelere katılma vaktimizde olur. Öğrenciler olarak pek önemsenmiyoruz. Her kesim konuşuluyor ama öğrenciler hep arka planda kalıyor” diyor.

'Hiç bir şekilde idame edilmiyor'

Diyarbakır’da yaşayan ve Dicle Üniversitesi Ortopedik protez ve ortez bölümünü Okuyan birinci sınıf öğrencisi Amed Şenci ise aynı aile evinde kalmasına rağmen geçinemediğini söylüyor. Şenci, "Üniversite okumak çok zor geçiyor. İnsanın kendini sürekli bir şeyden mahrum bırakması gerekiyor. Birgün öğlen yemek yersen akşam yiyemez sin. Babam emekli, bende öğrenim kredisi alıyorum. Üstümüze herhangi bir ev olmamasına rağmen burs çıkmadı. Ailemden pek destek aldığım söylenemez. Utana sıkıla isteyebiliyorum. 2 bin TL’lik öğrenim kredisi ile hiçbir şekilde geçim sağlanamıyor. Benim ailem Diyarbakır’da olmasına rağmen yemeğinden yol ücretine kadar kendimi hiçbir şekilde idame ettiremiyorum. Benim durumum diğer öğrencilere nazaran bu konuda daha iyi. Başka şehirlerden gelenlerin o parayla nasıl geçinebileceğini aklım almıyor”diyerek şaşkınlığını ifade ediyor.

'Ekonomik sorunlar psikolojik sorunlara dönüşüyor'

Şenci, hayatın her alanında ekonomik olarak zorlandıklarını ve bu durumun psikolojilerini kötü etkilediğini söyleyerek sorunlarını şu şekilde anlatıyor; “Yurtta olan arkadaşlar söylüyor yani yemekleri yenmiyor, kampüste de durum aynı. Yemekler porsiyon olarak doyurucu ama tat alınmıyor. Bu nedenle sürekli dışarıdan yemek yemek zorunda kalıyoruz. Bir öğrencinin en mustarip olduğu konu sürekli yemeğe para vermek zorunda kalmak. Yine aynı şekilde sosyal bir hayat içerisindeyiz. Herhangi bir yere otururken çay kahve parasını düşünerek içmek zorunda kalıyoruz. Zaten zorlu yaşam koşulları, zor sınavlar sonrasında bu düşüncelere kapılmak insanı yıpratıyor. Bulduğumda ek işler yapıyorum. Zaten eğitim sistemimiz çok iyi değil. Kendimizi sürekli başka şekillerde geliştirmek zorunda kalıyoruz. Bunun yanında ailevi ya da gelecek kaygısı insanı içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.”
 

Şenci, sabah okula gidip dönene dek her şeye ayrı ücret vermelerinin ve aileye karşı sorumluluk hissinin gelecek kaygısını daha çok tetiklediğini söylüyor.  

Şu an ki tek hedefinin yaşamaya devam etmek olduğunu belirten Şenci, son olarak; “Okul bittikten sonra bir memur olabilirsem en azında yaşarım diye düşünüyorum. Benim gibi 20 yaşlarında gençlerin bütün hedefinin bu olması başlı başına bir sorun. Ben 3-4 yıl sonra Avrupa'ya tatile gitmek isterim. Bu ekonomi ile değil yurt dışına il dışına bile çıkamıyoruz. İnsanların aldığı puana göre değil de potansiyeline göre bölümler açılabilmeli diye düşünüyorum. Okuduğum bölümü daha önce duymamama rağmen dayatmalar sonucu o bölüme yerleşmek zorunda kaldım. Ve bir öğrenci olarak öğrencilik koşullarının tümünün gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadeleriyle umutsuzluğunu dile getiriyor.  

 

Aslen Batmanlı olan Abdullah Memiş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat fakültesi son sınıf öğrencisi. İlk yılından bu yana her şeyin giderek pahalılaştığının altını çizen Memiş, “Dört yıl öncesine dönüp baktığımda yaşamak bir öğrenci için daha rahattı. Ama şu an baktığınızda kiralar bir yana, ekonomik krizin ürünlerin fiyatına yansıması, bir öğrencinin ihtiyacını karşılayacak olan her şeyin tamamen ateş pahası olması yaşamımızı ne yazık ki kısıtlıyor. Öğrencinin geçimi bir yana psikolojik sağlığını da çok etkiliyor. Üniversite hayatımın en kötü yılı bu yıl. Ekonomik kriz diğer faktörlerden çok bizi etkiliyor. 10 kişilik bir aileyiz. Ailem il dışında yaşıyor. Ailenin tek üniversite okuyan çocuğuyum. Geçimime dair sadece bursum var. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyorum. Ailemden maddi durumları iyi olduğu dönemlerde kısmi destek alabiliyorum. Yurt ücreti, ulaşım vb. Giderleri çıkardığımızda geriye hiçbir şey kalmıyor” sözleri ile artan enflasyona tepki gösteriyor.  

Çay üreticisinin öfkesi dinmiyor Çay üreticisinin öfkesi dinmiyor

'Van'da çalışma koşulları kötü'

Van kentinin göç almasının kira ve diğer giderlere fiyat yansımasına neden olduğunu söyleyen Memiş, sebebini şu sözlerle açıklıyor; “Bu durum bizim sosyal alandaki harcamalarımıza da yansıyor. Bugün bir kafede oturup kahve içmek istediğimizde en azından 150 lira gibi bir miktar cebimizden çıkıyor. Sosyal erişime ulaşmamız için ekonomik durumumuzun iyi olması gerekiyor en başında. Van’da bazen çalışıyorum ancak sigorta diye bir kavram yok burada. Çalıştığımızda 12-13 saat çalışmak zorunda kalıyoruz ve asgari ücret olmadığı için bu sürede kazandığımız para 300 ya da 400 lira oluyor. Bu koşullardan dolayı çalıştığımız yerlerden ayrılmak zorunda kalıyoruz.”  

 

Yerel seçimlere dair bir öğrenci olarak beklentisi olmadığına değinen Memiş, “Van’daki siyasi partilere baktığımızda verdiği vaatleri yerine getirmedikleri için yerel seçimden sonrası da herhangi bir umudum yok. Bugün ulaşım sorununa dair verilen vaatler var. Ancak esas sorun kampüse gittiğimizde geçen zaman. Trafik varsa 2 saate varan yol çekiyoruz”dedi. 
 

Haber Şehriban Abi 

Editör: Bekir GÜNEŞ