Gazete Emek- DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş ve siyasetçi Gültan Kışanak, gazetecilerle bir araya gelerek 'süreç' konusunda değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı. Sancar, 'çerçeve yasa' olarak bilinen 'Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un Meclisten geçmesinin süreçte yeni bir evre başlattığını belirterek, Abdullah Öcalan’ın açık ve tanımlanmış bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Toplantının açılışında konuşan Sancar, 'çerçeve yasa'nın TBMM’den 467 oyla geçmesine dikkat çekti ve “Bu yasanın kabul edilmiş olması, sürecin yeni bir evreye girdiğinin en açık ve kuvvetli belgesi, işareti, delili olarak yorumlanmalıdır. Sürecin hukuki ve kurumsal aşamasının içine girmiş bulunuyoruz” dedi.
Sancar, sürecin yalnızca silah bırakma meselesinden ibaret olmadığını belirterek, büyük bir dönüşüm potansiyeli taşıdığını ifade etti. Kışanak da gelinen aşamayı “siyasi retorik değil, siyasi dönüm noktası” olarak değerlendirdi.

Silahların teslimi başladı mı?

Gazetecilerin silah bırakma ve teslim sürecinin nasıl ilerlediğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Sancar, “Bu konuda henüz alınmış bir karar yok. Bizim son görüşmemizde böyle bir değerlendirme de yapılmadı. Ancak ilerleyen aşamalarda buna ihtiyaç olup olmayacağı yine görüşmeler sonucu belirlenecek” diye konuştu.
Sancar, süreç kapsamında Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun oluşturulduğunu ve dört alt komisyon kurulduğunu hatırlattı. Bunların Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Kurulu olduğunu söyledi.

"Öcalan’ın aktif rol oynamasını bekliyoruz"

Sancar, Abdullah Öcalan’ın silahsızlanma ve siyasallaşma sürecinde aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Öcalan’ın kurulacak yapı içerisinde görev almasını beklediklerini ifade eden Sancar, “Bizim de şu an beklentimiz bu; kendisinin silahsızlanma ve siyasallaşma sürecinde etkili ve aktif, tanımlanmış bir rol oynaması” dedi.

Öcalan’ın kamuoyuyla doğrudan iletişim kurması gerektiğini de belirten Sancar, bunun için henüz somut bir planlama bulunmadığını ancak bunun gecikmeden yapılmasının gerekli olduğunu söyledi.
Sancar, sürecin yalnızca silahların bırakılmasına indirgenemeyeceğini vurgulayarak, 42 yıla yaklaşan çatışma döneminin ardından silahlı yapıların hukuk ve siyaset alanına geçişinin kapsamlı bir planlama gerektirdiğini ifade etti.
"Kürtlerin Şam’da yönetime katılmasının imkanları yaratılmalı"
Sancar, Suriye’deki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Suriye’de yürütülen entegrasyon sürecinin Türkiye’deki süreçten ayrı düşünülemeyeceğini belirten Sancar, demokratik entegrasyonun kimlik ve taleplerden vazgeçme anlamına gelmediğini söyledi.
Gültan Kışanak ise Suriye’de yeni bir durumun ortaya çıktığını belirterek, “Kürtler orada Şam’da yönetime katılacaklar. Bunun imkanlarını yaratmak lazım, işte gerçek çözüm budur” dedi.
Kışanak, Kürtlerin güven içerisinde, eşitlik hukukuyla ve ana dilleriyle yönetime katılabilmelerinin çatışma dönemini sona erdirecek temel adımlardan biri olduğunu ifade etti.

"AYM ve AİHM kararları derhal uygulanmalı"

Sancar, sürecin hukuki boyutuna ilişkin talepleri de sıraladı. 'Çerçeve yasa'nın ilk adım olduğunu belirten Sancar, yasaya gerek kalmadan uygulanması gereken hukuk kuralları bulunduğunu vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması, hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması gerektiğini belirten Sancar, “Bizim duruşumuz açık ve net: Anayasa Mahkemesi kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları derhal uygulansın” dedi.
Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay’ın da AYM ve AİHM kararları doğrultusunda serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Sancar, “Hukuk, demokrasi, özgürlük, barış, eşitlik bizim kuruluş sebeplerimiz, var oluş sebeplerimizdir” ifadesini kullandı.

‘Yeni anayasa' açıklaması

MEB’den 81 ile genelge: Okullarda toplumsal bütünleşme vurgusu
MEB’den 81 ile genelge: Okullarda toplumsal bütünleşme vurgusu
İçeriği Görüntüle

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de konuşan Sancar, yeni anayasanın en geniş toplumsal ve siyasal katılımla hazırlanması gerektiğini belirtti. Özgür tartışmanın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyleyen Sancar, anayasanın toplumun en geniş kesimlerinin özgür ve eşit katılımıyla bir toplumsal sözleşmeye dönüşebileceğini ifade etti.
Sancar, Kürt sorunu, demokrasi, özgürlük ve hukuk devleti meselesinin birbirinden ayrı ele alınamayacağını söyleyerek, “Kürt barışı silah bırakmayla önemli bir evreye geldi ama büyük barış için çok daha fazlasına ihtiyacımız var” dedi.

‘Entellektüeller desteklemiyor’ yorumu doğru değil

Sancar, toplantıda Avukat Faik Erol’un “Entellektüellerin desteği az” ifadesine ilişkin de konuştu. Bunun 'entelektüeller desteklemiyor' şeklinde yorumlanamayacağını belirten Sancar, özellikle Barış Akademisyenlerinin sürecin en zor dönemlerinde ortaya koyduğu tutuma dikkat çekti.
Sancar, “Eleştiriler oldu, hele Barış Akademisyenlerinin ödediği bedel, ortaya koyduğu irade ortadaydı. Barış Akademisyenlerinin o en zor zamanda yaptıkları o değerli çıkışı yok sayan ya da önemsizleştiren en ufak bir sözün bizden çıkması söz konusu olamaz” dedi.
Sancar, entelektüel katkının artırılması gerektiğini belirterek, “Daha fazla kavramsal, kurumsal çalışmaya ihtiyaç var” dedi. Bu ihtiyacın herhangi bir kesimi hedef almak amacı taşımadığını vurgulayan Sancar, “Herhangi bir kesimi hedef almak söz konusu olamaz, böyle bir niyet, böyle bir düşünce asla yoktur” diye konuştu.

"Barış ve demokratik toplum birlikte ele alınmalı"

Sancar ayrıca toplumun da sürecin öznesi olması gerektiğini söyledi. Barış ve demokratikleşmenin birlikte ilerlemesi gerektiğini belirten Sancar, “Bu büyük bir dönüşüm sürecidir, eğer bu dönüşümün demokratik toplum, özgürlük, eşitlik, hukuk yönünde ilerlemesini istiyorsak hepimiz burada çalışmalıyız” dedi.
Sancar, barış hukukunu üç başlık üzerinden ele aldıklarını belirtti: Silahsızlanma, Kürt sorununun çözümünün önünün açılması ve bütün ülkede toplumsal barışı sağlayacak demokratikleşmenin gerçekleştirilmesi.
“Amacımız kalıcı barışı sağlamaktır” diyen Sancar, kalıcı barışın eşit yurttaşlık temelinde kurulması gerektiğini ifade etti.

"2 ay içerisinde uygulama aşamasına geçilebilir"

Kışanak da 'çerçeve yasa'nın uygulanmasına ilişkin mekanizmaların hızlı kurulması halinde 2 ay içerisinde uygulama aşamasına geçilebileceğini belirterek, önceliğin cezaevlerindeki insanların ve silah bırakanların toplumsal hayata katılmasını sağlamak olması gerektiğini söyledi.
Toplantıda sürece ilişkin eleştirilerin ve kaygıların da dikkate alınması gerektiğini belirten Sancar, barış süreçlerinin “kolektif öğrenme süreçleri” olduğunu ifade ederek, toplumun farklı kesimlerinin birbirini dinlemesi ve sürece geniş bir toplumsal katılım sağlanması çağrısında bulundu.


Kaynak: Evrensel