ÖZEL HABER: KADİR GÜNEY
 

Gazete Emek - Ücret alacakları için eylem yaptıkları sırada gözaltına alınan ve ev hapsi cezası verilen İnşaat-İş Sendikası Örgütlenme Sorumlusu Deniz Gider, ev hapsinin faaliyetlerine engel olamayacağını söyleyerek, hakları için sokakta olmaya devam edeceklerini vurguladı. 

Sendikal hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığı, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde grevlere yasaklama geldiği Türkiye, bir ilki daha yaşadı. En ağır iş kolları arasında olan ve sık sık ücret sorunları ile gündeme gelen inşaat iş kolunda çalışan işçiler ve sendikacılar, önce gözaltına alındı, ardından mahkeme kararı ile ev hapsi cezasına çarptırıldı. Ana yüklenicisi Başakşehir Belediyesi ve Akar Grup’un olduğu Bahçeşehir Yuvam Evleri şantiyesinde çalışan 3 işçinin kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücretleri başta olmak üzere yasal hakları verilmeden işten çıkarıldı. İşçiler ise bu duruma karşı örgütlü oldukları İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş) ile birlikte 5 Şubat 2024’te şantiye önünde eyleme başladı. İşçiler ve sendika yöneticileri, eylemlerinin dördüncü gününde seslerini ana işveren Başakşehir Belediyesi önünden duyurmak isterken,  belediye önünde polisler tarafından ters kelepçeyle gözaltına alındı. Gözaltı işleminden sonra adliye sevk edilen sendika üye ve yöneticilere, 9 Şubat günü Sulh Ceza Hâkimliği tarafından ev hapsi cezası verildi.

Ev hapsi cezası alanlardan İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu Deniz Gider ile yaşanan süreci konuştuk.

PATRONUN YASASI YOKSA BİZİM DE YOK

Sendika olarak inşaat işçilerine dayatılan orman kanunlarına karşı her zaman sokakta fiili meşru direniş içinde olduklarını söyleyen Gider, çabaları, çalışmaları ve eylemlerinin de bu yönde olduğunu vurguladı. İnşaat işçilerine dayatılan fiili bir durum olduğunu söyleyen Gider, "Eğer patronun yasası yoksa bizim de yok. Yasal hakların bile gasp edildiği bir anlayış var. Yasal haklarımızı istediğimizde bile şiddetle karşılaşıyoruz. Çeşitli yaptırımlar uyguluyorlar. Hak vermek istemeyen sermaye her zaman yasaklamalarla karşımıza çıkıyor, eylemlerimizi yasaklamaya çalışıyorlar. İşyerlerimizin önü, asıl işveren belediye önleri ve belki de patronun evinin önüne gitmemiz yasaklanıyor. Her şeye rağmen direndiğimizde de bu şekilde ev hapsi veriyorlar” diye belirtti.

MÜCADELEYLE HAKKIMIZI ALDIK

Ekonomik kriz nedeniyle eski bayramlardan eser kalmadı Ekonomik kriz nedeniyle eski bayramlardan eser kalmadı

“Sınıf mücadelesinde atılan hiçbir taş boşa gitmiyor” diyerek sözlerine devam eden Gider, “Eskiden inşaat işçilerinin hakları yok sayılıyordu, işçi hakkı olduğunu bilmiyordu. Şimdi kıdem hakkı, ihbar hakkı, fazla mesai ücreti gibi haklarını biliyor ve bu haklarından vazgeçmiyor. Yıllardır gözaltılarla verdiğimiz mücadele sonucu geldiğimiz nokta artık haklarımızın direkt ödenmesi oluyor. Mücadele ettiğimiz, patronları zorladığımız ölçüde kazanılmış haklarımızı alıyoruz. Kendi çıkarlarımızı değil, işçi sınıfının çıkarlarını esas alan bir anlayış hareket edersek ve beraber hareket edersek başarıyoruz. Çünkü gücümüz birbirimizden doğuyor ve bu birliği yaratmakta işçi sınıfının ellerinde" diye belirtti.  

İŞÇİLER HAKLARINI ALDI

Ev hapsi cezası verilmesine neden olan süreci anlatan Gider, şunları söyledi: Başakşehir’de Yuvam Evleri şantiyesinde çalışan üyelerinin haklarının gasp edilmesiyle eylemliliklere başladık. İlk olarak yüklenici firmalardan Akar Grup satış ofisi önünde direnişimize başladık. 2 gün burada eylemler yaptık. Sonrasında eylemimizi bir üst aşamaya taşıyarak ana yapıcı Başakşehir Belediyesi önüne gittik. Belediyenin önünde polis eylemi yaptırmak istemedi.  Fakat biz ısrar ettik. Başkan yardımcısının görüşme talebini kabul ettik. Görüşmede, bize ‘Patron ile aram iyi, sizin haklarınız yok, alamazsınız’ denildi. Haklarımızı alana kadar devam edeceğimizi söyledik ve eylem alanına indik, iner inmez ise ters kelepçe yapılarak gözaltına alındık. İlk gün gözaltı sonrasında da işçilere ve kendilerine adli kontrol cezası verildi. Bu karar direkt talimatla alındı. Ertesi gün tekrar eylem alanına gittik. Bu sefer daha ağır bir saldırı ile gözaltında alındık, görüntü almaya çalışan avukatlarımız darp edildi. Ters kelepçeyle alındığımız gözaltı sonrasında aynı hakim tarafından ev hapsi kararı verildi. Biz cezayı alırken belediyeden aranarak randevu talep edildi. Yaptığımız görüşme sonrasında üyelerimizin hakları verildi. Cuma günü aramasalardı biz pazartesi ev hapsi kararına rağmen eylem alanına gidecektik. İsterlerse tutuklasınlar bildiğimizden asla şamadan, boyun eğmeden yürümeye devam edeceğiz.”

DURUMU OLAĞANLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR

“Bugün bir işçiye ev hapsi verebilecek kadar gözü dönmüş bir saldırı var” diyen Gider,  "Bir işçinin çalışmadan bir ay bile evde oturma imkanı olamaz. Bu kadar yoğun enflasyonla yaşamak imkansız. Ama onların istedikleri de bu. Kendi doğruları üzerinden birilerine ölüme, açlığa mahkum eden bir anlayışla karşı karşıyayız. Gözü durmuş bir sermayenin karşısındayız, sermayenin yanında ise devlet, belediye ve polis durmakta. Biz ev hapsi aldığımız gün Özak işçilerine de İstanbul’un iki ayrı yerinden eylem yasakları geldi. Bu durumu olağanlaştırmaya çalışıyorlar. Bize verilen ev hapsi kararı aslında bir mesaj içeriyor. Özellikle Başakşehir bir rant bölgesi haline getiriliyor, ilk olarak orada direnen, direnmek isteyenlere bir mesaj veriliyor. Orada sadece 3 üyemiz yok, içeride var olan üyelerimize de göz dağı veriliyor. İşçilere, ‘Ya hakkını istemeyeceksin ya da ben seni ev hapsiyle açlığa terk ederim” mesajı veriyor. Bunun için bir araya gelmeliyiz. Bu ev hapsini sadece bize verilmiş gibi görmemek gerekiyor. Bu saldırıyı hep beraber göğüslemememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

SOKAKTA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Ev hapsinde de günlük rutinlerini sürdürdüklerini belirten Gider, yasaklamalarla yaptıkları faaliyetlerinin engellenemeyeceğini söyledi. Gider, “Evde de üyelerimizle görüşmeye devam ediyoruz. Direniş aşamasına gelmeden üyelerimizin haklarını alıyoruz. Fiili bir durum olmadı fakat öyle bir durumda da ona göre hareket edeceğiz. Sendikal faaliyetlerimizde bir aksama yok, yarın öbür gün tutuklansakta bu faaliyetler devam edecek. İnşaat-İş sokakta olmaya, inşaat işçileriyle buluşmaya ve örgütlemeye dün olduğu gibi bugünde devam edecek. Verilen cezaya itirazda bulunuldu. Olumsuz olursa dışarı çıkacağız ve bu ev hapsini tanımayacağız, sokakta olmaya devam edeceğiz.  Ev hapsinim olağan duruma gelmesine karşı mücadele edeceğiz. Artık bugün adli kontrol bir ceza halini aldı. Şimdiye kadar bir çok sendikacı tutuklandı ama ilk kez ev hapsi verildi. Şimdiye de kadar da pek çok eylemde gözaltına alındık ama hep kovuşturmaya gerek yok kararı çıkıyordu. Burada patronun isteğiyle bu cezayı aldık. Patron, polisi, yargıyı etkileyerek kararı aldırdı. Bu zora karşı kendi zorunumuzla haklı zorunumuzla karşılarında olacağız. Bu yasakları tanımayacağız” diye aktardı. 

SES ÇIKARMALIYIZ

Bu cezanın sadece kendilerine verilmiş bir ceza olmadığının altını bir kez daha çizen Gider, “Bize verilen ceza topluma verilmek istenen cezanın iz düşümüdür. Buna karşı sesimizi çıkarmalıyız. Kısılmak istenen sesimizi daha da haykırmanın zamanı geldi de, geçiyor bile. Bunun için gerekli pratik adımların atılması gerekiyor. Bugün herhangi bir işçi direnişini kendi direnişimiz gibi sahiplenmek, orayı besleyebilmek ve onun kazanımı için bütün olanaklarımızı seferber etmek önemli” diye konuştu.

Editör: Bekir GÜNEŞ