HABER: EMRAH BAKIR
 

Gazete Emek - Hayat şartlarının her geçen gün daha da zor olduğu bu dönemde kimi zaman sokakta midye, simit, balon ya da yaz aylarında soğuk su satarken ya da sokak başlarında çöp tenekelerinden çekçekleriyle atık kâğıtişçilerinin ve seyyar satıcıların hayata tutunma çabalarını görüyoruz. Türkiye’de resmi rakamların dışında, milyonlarca seyyar satıcı var. Seyyar satıcıların büyük çoğunluğunun şikâyet ettiği durum ise güvencesizlik ve sabit bir yerlerinin olmaması. Covid19 salgınından bu yana işlerinin azaldığını dile getiren seyyar satıcıların en büyük isteğiyse, kendilerine ait sabit bir yerin ve güvencelerinin olması. Seyyar satıcıların yaşadığı bu durumları, İzmir Seyyar Satıcılar Derneği Başkan Yardımcısı Erhan Laçin ve sokak emekçileriyle konuştuk. 

KESK’in ardından DİSK de 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağını duyurdu KESK’in ardından DİSK de 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağını duyurdu

            

                       8 milyon kişi ekmeğini sokaktan kazanıyor 

Sokak emekçilerinin Türkiye ekonomisine yıllık katkısı milyarları bulurken, yine birçok sokak emekçisinin güvencesi olmadığını dile getiren Evren Laçin,‘’Ülkemizde yaklaşık 8 milyon sokak emekçisi var. Bu sayının ortalama 250 bini İzmir’de çalışıyor. Sokak emekçilerinin ülke ekonomisine yıllık katkısı 300 milyar TL’yi geçmektedir. TÜİK verilerine göre çalışan 32 Milyon kişiden 22 milyonu sosyal güvenceye sahipken, geriye kalan 10 milyon kişiyse devletin kaynaklarına göre güvenceye sahip değil. Aynı zamanda bu rakamlara dâhil olmayan çöplerden geri dönüşüm malzemesi toplayanı, seyyar esnafı, temizlik işçisi ve yevmiye ile çalışan mevsimlik tarım işçileri dâhil 8 milyon kişi ekmeğini sokaklardan kazanıyor. Fakat bu bahsettiğim sokak emekçilerinin güvencesi yok’’ dedi.

                   Sağlık ve emeklilik haklarından faydalanamıyorlar

Sokak emekçilerinin günlük kazançlarının düşük olduğundan dolayı sağlık ve emeklilik haklarında mahrum olan sokak emekçilerinin bu işin dışında yapacağı bir iş olmadığını dile getiren Laçin,‘’Sokak emekçilerinin çoğu Doğu ve Güneydoğu illerinden gelen kalıcı bir iş bulamayan ve ailesini geçindirmeye çalışan kişilerden oluşmaktadır. Düşük gelir gurubuna dâhil olan bu vatandaşlarımız nispeten kiraların daha düşük olduğu yerlerde yaşıyorlar. Herhangi bir sosyal güvenceleri olmadığından dolayı, özellikle sağlık ve emeklilik hakkından faydalanamıyorlar. Günlük kazandıkları 500-600 TL ile ev kirası, fatura ve sağlık sorunlarında dair sorunları gidermek zorundalar. Son derece zor şartlarda yaşayan bu insanların maalesef yapacağı başka bir iş yok’’ diye ifade etti. 

                     Kapitalizm bir sömürü sistemi olmamalı

Sokak emekçilerinin bir an önce asgari ücrete dayalı bir şekilde mesleki eğitim almalarını ve süreklilik sağlayacak işlere sahip olmasını ifade eden Laçin, iş koşulları yaratılırsa işsizliğin ve seyyar satıcılığın azalacağını söylerken şunları kaydetti: ‘’Seyyar satıcılığın artmasındaki en büyük sorun işsizlik. Ülke genelinde yeteri kadar fabrika ve işyerleri olmadığından dolayı işsiz kalanların son çaresi sokaklar oluyor.  Ara eleman sıkıntısı yaşayan ülkemizde sokak emekçilerinin en az asgari ücrete dayalı olarak belli süre mesleki eğitim aldıktan sonra iş koşulların yaratılırsa hem işsizlik hem de seyyar satıcılık azalır. Fakat bu durum kapitalizmin bir sömürü sistemi olmamalı’’

                                      Sabit bir yer ve mekan

Uzun yıllardır İzmir’de midye satarak geçimini sağlayan ve Pandemiden bu yana işlerin düştüğünü belirten Murat Yağız, sabit bir mekânları olursa sigortalarını yatıracaklarını söyledi. Yağız,‘’1991 yılından beri İzmir Konak’ta midye dolma işi yapıyorum. Geçimimi seyyar satıcılıktan sağlıyorum. İlk başlarda işlerimiz iyi gidiyordu. Fakat Pandemiden sonra işlerimiz yarı yarıya düşüş yaşadı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’inmidyecilere sabit bir yer ve kooperatif sözü vardı. Yeni belediye başkan adayımız bize destek verse güzel olacak. Vergiye tabii olmadığımız için sigortamız yok maalesef. Bize sabit bir mekânverilirse sigortamızı yatırırdık. Hem belediyeye hem devlete katkımız olurdu’’ diye konuştu.

                            Sigortamız ve güvencemiz yok

Sokaklarda çekirdek satarak geçimini sağlayan emekçilerin en büyük korkusu zabıtlar olurken sigortasızlık ve güvencesizlikten dolayı da sıkıntılar çektiklerini belirten Rahmi Etyemez, ‘’İzmir Konak’ta sekiz seneden beri çiğdem satan bir seyyar satıcıyım. Kışın günü 40 TL ile kapattığım günler oluyor ama yazın daha hareketli oluyor. Maddi olarak yazın daha iyi kazanç elde ediyoruz. Ama sigortamız ve güvencemiz yok. Hastaneye dişimi çektirmeye gittiğimde dahi milyonlar istiyorlar. Bir diğer sıkıntımızda zabıta. Zabıtalar geldiği zaman mallarını alıp gidiyor. Ve malımı aldığı zaman benim canım yanıyor’’ diye ifade etti.

Editör: Bekir GÜNEŞ