Hüseyin Aygün, Garé'de öldürülen 13 kişiye ilişkin yaşanan süreci ve detayları paylaştı

CHP'li eski milletvekili Hüseyin Aygün Garé'de öldürülen 13 kişiye ilişkin BirGün Gazetesi'nde dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Daha önce kendisi de PKK tarafından bir süre alıkonulan Aygün, 13 kişi hakkında yaşanan süreci anlattı.

15 Şubat 2021 Pazartesi 10:39
Hüseyin Aygün, Garé'de öldürülen 13 kişiye ilişkin yaşanan süreci ve detayları paylaştı

Gazete Emek- CHP'li eski milletvekili Hüseyin Aygün Garé'de öldürülen 13 kişiye ilişkin BirGün Gazetesi'nde dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Daha önce kendisi de PKK tarafından bir süre alıkonulan Aygün, 13 kişi hakkında yaşanan süreci anlattı. Aygün, 13 kişinin öldürülmesine ilişkin iki tarafında da suçlu olduğunu iddia etti. 


Hüseyin Aygün'ün BirGün'de yayımlanan yazısı şu şekilde:

Bundan dört yıl evvel Kuzey Irak'ta bir şehre "özel görev" ile gönderilen bir MİT ekibi, kaldıkları hotele gelen PKK'lılar tarafından rehin alındılar. PKK'lıların "gizli" görevde olan MİT personelini tanımaları, güpegündüz bir hotelden almaları -hemen bir ihbarın varlığını akla getirse de, bu ihtimal hiç araştırılmadı-, Irak ile diplomatik bir krize bile dönüşmedi. Kol kırıldı, yen içinde kaldı.

PKK bir süre sonra bu kişilerin ellerinde rehin olduğunu ve itiraflarda bulunduklarını yayınladığı videolar aracılığıyla duyurdu. Görüntülerde perişan vaziyetteki bazı kişiler, istihbarat örgütündeki konumları ile Irak'a niçin gönderildiklerini ve planlarını anlatıyorlardı.

Süleyman Soylu'dan HDP ve Hüda Kaya'ya sert Garé tepkisi ve Murat Karayılan açıklaması

Olayın geçtiği yıla dikkat edelim: 2017 yazı. "Açılım tiyatrosu" epeydir kapatılmış halde. Bir kaç gün evvel Erdoğan'ın "müjdem var" dediği havaya benzer bir hava o yaz da estirilmek isteniliyor muhtemelen. MİT mensupları -muhtemelen Erdoğan'a bir "müjde verme" adına- Kuzey Irak'a bir operasyona -ya da "paketlemeye"- gönderilmiştiler. Ama orada hiç beklemedikleri -ve belki hiç bir zaman anlamadıkları- bir sonuçla karşılaştılar.

Kaçırılan MİT personelinin birinin ailesinin ricasıyla devreye girdim. Örgüte ulaşacak kimi kanalları zorlamak istedik. Bölgede bazı siyasetçiler aracılığıyla kimi yerlere ulaşmak istedik. Onlarla "konuşmaya" ve ellerindeki rehinelerin durumunu öğrenmeye ve daha sonra bir şey yapmanın mümkün olup olmadığını anlamaya çalıştık.

Ailenin MİT kanalından herhangi bir şekilde bilgilendirilmediğini, PKK elinden alınarak sağ-salim eve dönmesi için bir planlama olup olmadığını dahi bilmediklerini gördüm. Bize gelince: Yaptığımız görüşmelerden anladık ki, PKK bu kişileri "bir pazarlık malzemesi" olarak görüyor. Örgüte göre, onların başta yaşamları, sonra sağlıkları ve esenliklerinden endişe etmeye gerek yoktu.

Haklarında soruşturma başlatılan HDP’li Hüda Kaya ve Ö.Faruk Gergerlioğlu’dan dikkat çeken açıklama: İktidar ve muhalefete bir çift sözüm var

Pek çok devlet bir çatışma durumunda düşmanla konuşur. İrlanda'dan Filistin'e bu böyledir. Anlaşmalar da imzalar: "Hayırlı Cuma" (Good Friday) böyledir. AKP'nin bu bahiste yaptığı şey, İmralı-Kandil arasında bir oyalamacadan ibaretti (İmralı'da yatan Apo'nun ise en baştan beri tek gündemi kendi konforuydu). Sonra, milletvekillerinin ve avukatların hapse konduğu ve SİHA'ların başrolde olduğu "Sri Lanka tip çözüm" hayata geçti ve örgüt neredeyse askeri olarak yok edildi (Ama hakkını yemeyelim: AKP, IŞİD'e rehin düşen Musul Başkonsolosumuzu ve personelini kurtarmak için Ekim 2014'te cezaevinde yatan 180 IŞİD'liyi onlarla takas etti).

2015'te "masanın devrilmesi" sonrası neler oldu, hatırlayalım: "Ceylanpınar Katliamı" yaşandı. PKK birkaç kez bu cinayetleri üstlendi/reddetti. AKP, "açılım yılları" boyunca zaten bölge kentlerinde askeri karakollar inşa etmişti. PKK'nın ise "barış" adına yaptığı en organize iş, bölgede tüm şehirleri "silah deposu"na çevirmek, 2015 yazından itibaren ise "hendek savaşları" yoluyla yüzlerce masum insanın da öldürüldüğü bir terör kampanyası oldu. Neticeten 7 Haziran-1 Kasım 2015 arası, Davutoğlu'nun "açmayın bana o defterleri" dediği dönemde yaşananlar sonucu, 7 Haziran'da yenilmiş olan AKP bir kere daha tek başına iktidar oldu. Bu, Öcalan'ın, "10 yıldır Erdoğan'ı ben iktidarda tutuyorum" lafının bir devamı ve doğrulanmasıydı.

İşte o MİT'çiler bahsettiğimiz bu dönemin kurbanları, dört yıllık esirliklerinin Gara bölgesindeki operasyonla son bulduğu az evvel anlaşıldı (14 Şubat saat 16.00). PKK mi katletti, başka türlü mü ölüme gittiler, henüz belirsiz (Hulusi Akar, PKK'nın bir mağarada tuttuğu bu kişileri kurşuna dizdiğini açıkladı).

Ama bahsi geçen MİT personelinin eve dönmesi, hatta yaşamlarının korunması için AKP tarafından herhangi bir çaba harcanmadığını biliyoruz. PKK'nın ise feodal hukuka dahi uymadığı görülüyor. Bu durumlarda bizim aşiretler hukuku -asgari-, "taxtê ho bırıznê, baxtê ho merıznê" der (Evini yık, bahtını yıkma). Rehin polis, asker ve istihbaratçıyı çatışma ortamına sokan, adeta "canlı kalkan" olarak tutan bir örgüt, aşiret hukukuna dahi yaklaşamaz.

Hüseyin Aygün: PKK tarafından alıkonulan üst düzey kamu görevlileri var

SON İKİ GÜNDÜR YAŞANANLAR İSE ŞU ŞEKİLDE:

HAYATINI KAYBEDENLERİN KİMLİKLERİ AÇIKLANDI

Malatya Valisi Aydın Baruş, Garê operasyonunda yaşamını yitiren asker ve polislerin kimliklerini açıkladı.
 
Malatya Valisi Aydın Baruş, Garê bölgesinde yaşamını yitiren aralarında asker ve polislerin bulunduğu 10 kişinin kimliklerini açıkladı. Yapılan otopsi işlemleri sonrası 10 kişinin kimlik bilgilerini açıklayan Baruş, 3 kişinin otopsi işlemlerinin devam ettiğini söyledi. 
 
Garê'de yaşamını yitiren asker ve polislerin isimleri şöyle: “13 Ağustos'ta Diyarbakır-Bingöl karayolunda Uzman Çavuş Hüseyin Sarı, 28 Temmuz 2015'te Urfa İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis Sedat Yabalak, 18 Eylül'de Tunceli Erzincan yolunda alıkonulan Astsubay Çavuş Semih Özbey, 2 Ekim 2015 tarihinde Ağrı'daki birliğine katılmak için yola çıkan er ve Tunceli Pülümür karayolunda alıkonulan Osmaniye nüfusuna kayıtlı tankçı er Adil Kabaklı, 24 Temmuz 2016'da Diyarbakır Lice'de alıkonulan Mardin nüfusuna kayıtlı İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polis memuru Vedat Kaya, 15 Ağustos 2015 tarihinde Diyarbakır karayolunda alıkonulan Jandarma Er Süleyman Sungur, 21 Eylül 2016'da Hakkari'de alıkonulan Uzman Erbaş Mevlüt Kahveci ve 2 Ekim 2015'te Tunceli'de alıkonulan topçu er Müslim Altıntaş.
 
Vali Baruş, operasyonda Adıyaman nüfusuna kayıtlı Aydın Köse ve Samsun nüfusuna kayıtlı Muhammet Salih Kanca’nın de kimlikleri açıkladı ancak görevlerine dair bilgi vermedi.

HÜDA KAYA: ESİR KAMPINI TÜRKİYE BOMBALADI

Alıkonulan asker ve polislerin yaşamını yitirdiği Garê operasyonuyla ilgili yapılan açıklamalara tepki gösteren HDP’li Hüda Kaya, “Esir kampını Türkiye bombaladı ve öldükleri anlaşılınca durdular” dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, asker, polis ve MİT mensubu olduğu belirtilen 13 kişinin yaşamını yitirdiği Garê operasyonuyla ilgili yapılan açıklamalara tepki gösterdi. Yaşamını yitiren esir askerlerden Semih Özbey’in Fırat Haber Ajansı’na (ANF) verdiği röportajı alıntılayan Kaya, “Hakikatler bu kadar mı çarpıtılır?” diye sordu. 
 
Kaya’nın paylaşımı şöyle: “Hakikatler bu kadar mı çarpıtılır? Bu esir askerlerimizin aileleri defalarca bizleri ziyarete geldiler, partilerle görüştüler. Biz barış dedikçe saldırdılar. Esir kampını TR bombaladı ve öldükleri anlaşılınca durdular. Savaş tezkerelerine evet diyenler şimdi ağıt yakıyor.”

SOYLU'DAN MURAT KARAYILAN AÇIKLAMASI

Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Soylu, "6 yıl önce PKK tarafından kaçırılan Kuzey Irak'ta alıkonulan 13 evladımız, alçakça, kalleşçe şehit edildi. Bunun üzerine hâlâ PKK'yı aklamaya çalışan pislikler var. PKK ile aynı açıklamaları yapmaktan utanmayan aynı yalanlara sahip çıkan haysiyetsizler var. Evlatlarımıza ve ailelerine çektirdiklerinin hesabı soruldu, sorulacak. Murat Karayılan'ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün" ifadelerini kullandı.

HDP'DEN GARE AÇIKLAMASI

HDP Merkez Yürütme Kurulu sonrası Gare'de yaşananlara ilişkin yazılı açıklama yapıldı. HDP'den yapılan açıklama şu şekilde:

10 Şubat 2021’de TSK’nın Kürdistan Bölgesel Yönetimi toprakları içinde yer alan Gare Bölgesi’ne yönelik yürüttüğü operasyonlara ilişkin olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın gece yarısı yaptığı açıklamada 13 vatandaşın naaşına ulaşıldığı ifade edilmiştir. Operasyon sırasında bu kişilerden ayrı olarak 50’yi aşkın insanın hayatını kaybettiği de verilen bilgiler arasındadır.

Bein Sports'tan Fenerbahçelileri kızdıran bir hareket daha! Binlerce taraftar Güntekin Onay'a tepki gösterdi

Basına yansıyan bilgi ve yorumlara göre söz konusu 13 vatandaşın uzun süredir PKK’nin elinde tutulduğu bilinen asker, polis ve devlet görevlileri olduğu anlaşılıyor. 

Halkların Demokratik Partisi olarak, bu sınır ötesi operasyon sonucunda, uzun süredir PKK’nin elinde tutulan ve kendilerini silahlı bir saldırıdan koruma imkanından mahrum olan 13 kişi ve hayatını kaybeden herkes için derin üzüntülerimizi, kayıpların ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

40 yıldır süregelen ve on binlerce yaşama mal olan çatışma boyunca, daha önce de PKK tarafından asker, polis ve devlet görevlileri alıkonmuş, ancak alıkonanların canlarına bir zarar gelmemesi ve en kısa zamanda serbest bırakılmaları için başlatılan diplomatik çabalar her zaman olumlu sonuç vermişti. İnsan hakları örgütleri ve barış aktivistlerinin oluşturdukları inisiyatiflerin yürüttükleri görüşmeler sonucunda alıkonanların tümü eksiksiz ve sağ salim evlerine dönmüşlerdi. 

Halkların Demokratik Partisi, barışa ve çatışmasızlık gayretlerine katkı verme sorumluluğuyla alıkondukları günden itibaren asker, polis ve devlet görevlilerinin aileleriyle temas halinde oldu. Yakınları ve evlatlarının serbest bırakılması için çare arayan aileler İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticileriyle birlikte 2015, 2016 ve 2019’da 4 kez Meclis grubumuzu ziyaret ederek yakınlarının özgürlüğüne kavuşması için gayret göstermemiz dileğinde bulundular. Hem bu görüşmelerimizde hem de basın toplantılarında ve Meclis Genel Kurulu’nda yaptığımız açıklamalarda, iktidarın ve diğer partilerin de bu çabalara katılması halinde, payımıza düşen her tür görev ve sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu açıkça ifade ettik.

Halkların Demokratik Partisi, ailelerin ve kamuoyunun soru ve taleplerini TBMM gündemine taşımasına karşın, bu çabalarımız yanıtsız bırakıldı. İktidar, ailelerin çırpınışlarına olumlu veya olumsuz hiçbir yanıt vermediği gibi, kimi aileleri de Diyarbakır İl Binamız önünde süregiden oturmaya dahil etti.

Hande Sarıoğlu'ndan Ahmet Hakan'a cevap: Bak şu şebeğe

Oysa iktidarın alıkonulanların serbest bırakılması için gösterilen çabaları cesaretlendirerek, sivil toplum örgütleri, barış aktivistleri ve etkin politik şahsiyetlerden bir heyet oluşturarak, onların ailelerine kavuşması için yolu açması, önceki örneklerin de gösterdiği gibi pekala mümkündü. Ne yazık ki, görevlilerinin yaşam ve özgürlüğü için üzerine düşen diplomatik ve insani sorumlulukları üstlenmekten kaçınan iktidar, maksadı ve hedefi belirsiz bir askeri operasyon ile yaşamlarını riske attığı ve sonunda ailelerine naaşlarını teslim ettiği kayıpların sorumluluğunu, bu süreçte daima ailelerin yanında durmuş olan partimize yükleme çabasına girişmektedir. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez.

İktidar, partimizden hesap sorma değil, kayıpların ailelerine ve topluma hesap verme konumundadır. Aynı şekilde PKK de hayatları kendilerine emanet olan tutsakların nasıl can verdiklerine, bu ölümlerdeki kendi sorumluluklarının ne olduğuna ilişkin olarak Türkiye ve dünya kamuoyunu bilgilendirmelidir.

Ankara, Hewler ve Bağdat hükümetleri ulusal ve uluslararası basının kayıpların gerçekleştiği bölgede gözlem yapmasının önünü açmalıdır. Ulusal ve uluslararası insan hakları örgütlerini de bu olayı araştırmak üzere harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu ölümler, tüm ayrıntılarıyla araştırılmalıdır.

Alıkonanların yaşamları rastlantılara ve çatışma ortamının insafına bırakılmamalı, ailelerin ve kamuoyunun talebine karşılık, PKK elinde tutmaya devam ettiği kişileri salıvermelidir.

Bu vesileyle, hayat kayıplarının önüne geçilmesinin temelli ve sonuç alıcı tek yolunun çatışma politikalarına son verilmesi, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün demokratik ve barışçıl yollarla aşılması olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.

Bir kez daha hayatını kaybedenlere rahmet, aile ve yakınlarına başsağlığı dileklerimizi bildiriyoruz.

HAKLARINDA SORUŞTURMA BAŞLATILAN HÜDA KAYA VE ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU'DAN AÇIKLAMA

Başsavcılık daha sonra HDP milletvekilleri Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlattığını duyurdu. 

Hüda Kaya’nın paylaşımları

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, sosyal medya hesabından Gara’da 13 Türkiye vatandaşının hayatını kaybetmesinin ardından mesaj paylaştı. 

Allah Rahmet eylesin.

Üzgünüm, keşke bu topraklarda çözüm,barış çabamıza bir karşılık görebilseydik.

Esir askerlerden birisi 2.5 sene önce bunları diyordu.

Mesele kim olursa olsun insanı yaşatmak olmalıydı, ölümle çözüm olmaz,insanlarımızı yaşatmalıyız

HDP’li Kaya, daha sonra kendisine gelen tepkilere yönelik olarak şu ifadeleri kullanmıştı:

Hakikat küfürle, linçle, iftirayla, tehditle yok edilemez. Bir çift sözüm var, biri Saray tetikçilerine, biri de muhalefete. Ey tetikçi troller ve saray sözcüleri! Sizi ne dediklerinizden değil ne yediklerinizden tanıyorum ve anlıyorum. Ey muhalefet! AKP-MHP iktidarı size minnettardır! Gün gibi ortada olan yalana, askerlerimizin kanı üzerinden örülmeye çalışılan kirli-kanlı kampanyaya, tezgaha çanak tutuyorsunuz. 'Kral çıplak' demek yerine kraldan çok kralcılık yapıyorsunuz.

"Alıkonulanlar sağ sağlim evlerine dönebilirdi"

Alıkonulan asker, polis ve MİT mensupları istenseydi sağ salim evlerine dönebilirlerdi. Bu daha önce başarıldı. Ama çökmek üzere olan saltanatlarına her zamanki gibi kan, terör, şehit, yalan gerekiyordu. Yine söylüyorum; Roboski'de yaşanan ne ise Gare'de yaşanan da odur. Bu askerlerimizin aileleri defalarca meclis yollarını aşındırdılar. Ben ve arkadaşlarım dışında hepiniz kapınızı kapattınız! İktidar bu feryada senelerdir sessiz kaldı, yetmedi seslerini kısmaya çalıştı.

"Önergeleri reddedecek olanlar AKP-MHP vekilleridir"

Bu ailelere kapılarını kapatanlar şimdi bu ailelerin evlatlarının kanları üzerinden rant ve çıkar elde etme yolunu tercih ettiler ve bunun için çalıştılar ve yarışıyorlar. Yazıklar olsun! Hakikat her zaman tek ölçüm oldu ve olacak. Bu kayıplarla ilgili en yakın zamanda gerçeklerin açığa çıkması için verilecek önergeler ve tekliflere yine el birliğiyle 'hayır' diyecek olanlar da AKP-MHP vekilleridir. Bedeli ne olursa olsun gerçekler engellenemeyecek!

Bekir Güneş yazdı: Hande Sarıoğlu dans edince Habertürk'ün ciddiyeti bozuluyormuş!

Gergerlioğlu ne dedi?

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da “PKK elindeki esir askerlerin yakınları 2,5 sene önce bana başvurmuştu. Sağ salim dönüşleri için yardım istemişlerdi. Bir barış ortamı olsa belki o insanlar hayatta olurdu. Barış, hayat için her şeyi yapardım ama devlet yetkilileri böyle bir şeyi hiç düşünmedi, adım atmadı” demişti.

HDP’li vekilin konu hakkındaki bir diğer paylaşımı şöyleydi:

Allah rahmet eylesin.

Üzgünüm, keşke bu topraklarda çözüm,barış çabamıza bir karşılık görebilseydik.

Esir askerlerden birisi 2.5 sene önce bunları diyordu.

MeseLe kim olursa olsun insanı yaşatmak olmalıydı, ölümle çözüm olmaz,insanlarımızı yaşatmalıyız

Valinin açıklaması

 Malatya Valisi Aydın Baruş, söz konusu iddialar için şu ifadeleri kullanmıştı:

Terör örgütünün evlatlarımızın bombalı saldırıcı sonucunda şehit olduğuna yön"elik söylentileri tamamen yalan ve alçakça bir provokasyondur.

Son Güncelleme: 23.02.2021 12:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir DMCA.com Protection Status