Gazete Emek- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 21 Şubat Dünya Anadili Günü ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada “Anadilde sağlık hizmeti talebi; sağlık hakkı, tedavi hakkı, hasta hakkı ve yaşam hakkının ayrılmaz bir parçasıdır” denildi.

“Dil, yalnızca bir ifade aracı değildir”

Dilin; sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda düşünme biçimi, edebiyat, sanat, felsefe, tarih, kısacası bir kültür, bir yaşayış biçimi olduğuna işaret edilen açıklamada:
“Dil, yalnızca bir ifade aracı ya da ortamı değildir, ifadenin içeriğini ve anlamını renklendirir. Halkın kendi kültürel kimliğini sayesinde ifade edebildiği dil bireyin kendi kişisel kimliğini ve bireysellik duygusunu ifade edebildiği bir araçtır. UNESCO verilerine göre dünya üzerinde üç bine yakın dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ülkemizde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan dil sayısının da 18 olduğu tahmin edilmektedir. Dillerin ölümü, bugün insanlığın kültür hazinesi açısından telafisi mümkün olmayacak önemli bir kayıp ve o dili konuşan halkın yok oluşu dolayısıyla toplumsal hafızanın silinmesidir. Toplumsal hafızanın korunması ise evrensel bir ihtiyaçtır” denildi.

“Anadilinde eğitimin önemi bilimsel verilerle de kanıtlanmıştır”

Anadilin birleştirdiği, paylaşımı artırdığı, sosyal içerme, yenilikçi düşünme ve hayal gücünün gelişimini sağladığı vurgulanan açıklamada; “Hayal gücü ile somut gerçekliği buluşturur, özgüveni, özsaygıyı artırır. Empati kurma gücünde belirgin fark yaratır. Çocukların kimliklerinin ve kişiliklerinin bir parçası olarak anadilinde eğitimin önemi bilimsel verilerle de tartışma götürmez şekilde defalarca kanıtlanmıştır. Yapılan bütün araştırmalar anadilinde eğitim gören çocukların pedagojik olarak daha başarılı olduklarını göstermektedir. Kişinin kendi anadili dışındaki dillerde eğitim almak durumunda kalması pedagojik açıdan kalıcı sorunlara yol açtığı gibi buna bağlı olarak eşitsizlikleri de derinleştirmektedir” ifadelerine yer verildi.

“Anadilde sağlık hizmeti sağlık hakkının bir parçasıdır”

Dil, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini ve kalitesini etkileyen unsurların başında geldiğine işaret edilen açıklamada; “Hasta ve sağlıkçı ilişkisinin her iki taraf açısından da anlaşılabilir kılınması sağlık hizmetinin kalitesini ve sonuçlarını ciddi oranda etkiler. Anadilde sağlık hizmeti talebi; sağlık hakkı, tedavi hakkı, hasta hakkı ve yaşam hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Herkese eşit, etkin ve nitelikli sağlık hizmeti sunmanın yolu anadil hakkının bu alanda da kullanımına bağlıdır” denildi.

“Anadilinde verilmeyen bir sağlık hizmeti tedavi hakkının engellenmesi sonucunu doğurur”

Diyarbakır'daki tarihi kar afeti 31 ülkeden akademisyenin katılacağı bilim kongresinde konuşulacak
Diyarbakır'daki tarihi kar afeti 31 ülkeden akademisyenin katılacağı bilim kongresinde konuşulacak
İçeriği Görüntüle

Yapılan birçok araştırmanın sonucunun anadilinde verilmeyen bir sağlık hizmetinin, hastanın bilgilendirilmesi ve tedavi hakkının engellenmesi sonucunu doğurduğunu ortaya koyduğunun altı çizilen açıklamada; “Bu durum başta sağlık göstergeleri olmak üzere her şeye yansımış bölgeler arası eşitsizlikleri derinleştirmiştir. Çünkü başka dilde hizmet sunan sağlık kurumlarında hastanın dilini bilmeyenlerin onu anlaması, tanı koyması ve tedavi etmesi, derdine derman olması mümkün değildir. Günlük pratiğimiz bunun binlerce örneği ile doludur. Yetkililer ‘hastanelerde böyle bir sorun yok dil bilmeyen birkaç yaşlı olsa da hemen orada tercüman bulunuyor sorun çözülüyor’ deseler de aslında hastanelerde tercüman kullanmanın bu sorunu çözmediğini de pratiğimiz göstermiş/göstermektedir. Mahremiyetin ön plana çıktığı, psikiyatri ve somatizasyon bozukluklarında ve tercüman bulmanın dahi mümkün ol(a)madığı kimi acil vakalarda tercüman kullanmak mümkün ol(a)mamaktadır. Tercüman kullanmanın kimi trajikomik durumlara yol açtığı da bilinmektedir” diye belirtildi.

"Sağlığa ve sosyal hizmete ulaşım hakkını engelleyen anadillerin önündeki engeller kaldırılsın"

“SES olarak; eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz ve anadilinde sağlık ve sosyal hakkını savunuyor ve mücadelesini veriyoruz. 21 Şubat dünya anadili günü dolayısıyla yapılan uygulamalarla Türkçe dışındaki anadilleri olan halkların sağlığa ve sosyal hizmete ulaşım hakkını engelleyen anadillerin önündeki tüm engellerin kaldırılarak evrensel hak olan sağlık ve sosyal hizmetlere ulaşımın önünün açılmasını talep ediyoruz” denilen açıklamada şu talepler sıralandı:

Ülkenin çok kimlikli, çok kültürlü ve çok dilli yapısına uygun olarak eğitim sistemi yeniden düzenlenmeli ve anadilinde eğitim olanakları anaokulundan üniversiteye kadar tüm yurttaşlar için ücretsiz ve eşit olarak sağlanmalıdır. Bu kapsamda sağlık alanında eğitim veren okullar da çok dilli bir yapıya kavuşturularak, yabancı dillerden önce Türkiye de yaşayan yurttaşların kullandığı farklı dil ve Lehçelerde dil eğitimi alması özendirilmeli.

Eğitim sisteminde bu temel değişiklikler yapılıncaya kadar; Türkçeden farklı dil ve lehçelerin kullanıldığı bölgelerdeki sağlık emekçilerine kullanılan dilin öğretilmesi için ücretsiz kurslar açılmalıdır.

Farklı dil bilen sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin bildikleri dilin kullanıldığı bölgelere gönüllü tayin olması için özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalı ve özendirici tedbirler alınmalıdır.

112, UMKE, Arama Kurtarma ve Acil servislerde görev yapan personele görev yaptığı bölgede yaygın olarak kullanılan diller ile ilgili kurslar planlanmalı, hizmet içi eğitimler yapılmalıdır.

E reçete uygulamalarında var olan çok dilli hizmetin ülkemizde Kürtçe başta olmak üzere talep edilecek diğer dillerde de verilmesi,

Yukarıda yazılı maddeler gerçekleşinceye kadar, geçici bir aşama olarak sertifikalı ve dili iyi bilen kişilerden sağlık kurumlarında yeterli sayıda tercüman bulundurulmalıdır.

Kaynak:Evrensel