Gazete Emek- Cumartesi Anneleri/İnsanları 27 Mayıs 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve gözaltında kaybetmelerin önüne geçmek için Galatasaray Meydanı’nda buluşuyor. 700’üncü hafta eylemleri, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları, AYM’nin iki ayrı hak ihlali kararı sonrası 8 Nisan 2023’ten itibaren tekrar hafıza mekanı olarak nitelendirdikleri meydana yeniden çıktı.

29 hafta boyunca gözaltına alınan eylemciler ve beraberlerindeki hak savunucularının, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile yaptıkları temaslar sonrası 10 kişilik bir kısıtlama ile bariyerlerin gölgesinde yeniden Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmeye devam ediyor. Bu hafta 1000’inci buluşmalarını yapacak Cumartesi Anneleri/İnsanları ile yılları bulan mücadelelerini konuştuk.
BESNA TOSUN: AYM KARARININ UYGULANMASINI İSTİYORUZ

İlk olarak 1995 yılında İstanbul Avcılar’daki evinden çocuklarının gözü önünde gözaltında alınan ve kendisinden bir daha haber alınmayan Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun değerlendirme yaptı. Galatasaray Meydanı’nda Tosun ailesinin ikinci kuşağı olarak yer alan Besna Tosun, yasaklanan eylemleri, gözaltı işlemlerini ve hukuk mücadelelerini hatırlatarak süreci şu sözlerle özetledi:

“Beş yıl önce AYM’nin verdiği hak ihlali kararlarına rağmen, Galatasaray Meydanı'nda toplanmamız 30 hafta boyunca engellendi ve polis şiddetine maruz kaldık. Hakkımızda 29 soruşturma açıldı, bunların 28'i takipsizlikle sonuçlandı, ancak biri davaya dönüştü ve sürüyor. 30 haftanın sonunda, İçişleri Bakanı ile görüşmelerimiz sonucunda temsili bir heyetle Galatasaray'a çıkmamıza izin verildi. Kasım ayından beri 10 kişilik bir grupla eylem yapmamıza izin veriliyor, ancak AYM kararı hala tam olarak uygulanmıyor ve meydandaki polis ablukası devam ediyor. 10 kişi sınırlaması AYM kararının ihlalidir ve bu durum sürdürülemez hale geldi. Fakat bu durum toplumda ‘AYM kararı uygulanıyor meydan, Cumartesi Anneleri’ne açıldı’ gibi bir algıya sebep oldu ya da iktidar öyle bir hava yarattı. Ama AYM kararı ve ihlali hala devam ediyor. Bizler 1000’inci haftanın bir milat olmasını, yasağın ve kişi sınırlamasının kaldırılmasını ve AYM kararının uygulanmasını istiyoruz. Kayıp aileleri olarak Galatasaray Meydanı'nda kayıplarımızı konuşmak ve onların hikayelerini hatırlatmak istiyoruz. Polis ablukası ve yasaklar, kayıplarımızın hikayesini unutturdu ve cezasızlık politikasını sürdürüyor. Babamın kaybedilmesiyle ilgili tek bir kişi bile soruşturulmazken, benim hakkımda birçok dosya açıldı. Bu da Türkiye'deki kayıplar politikasını gösteriyor.”
HASAN KARAKOÇ: AYNI TALEPLERLE ORADA OLACAĞIZ

Kayyuma karşı yola çıkanlar Hakkari'ye vardı Kayyuma karşı yola çıkanlar Hakkari'ye vardı

Besna Tosun’un ardından yine aynı yıllarda 34 yaşındayken İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi değerlendirme yaptı. Hasan Karakoç Galatasaray Meydanı’nın birinci kuşak direnişçilerinden. Karakoç, konuşmasına 1000 haftadır yaptıkları eylemin amacını tekrar hatırlatarak, “Tüm gözaltında kaybedilen insanların akıbetlerinin açıklanması, faillerin yargılanması ve gözaltında kaybetme suçunun son bulması talebiyle Galatasaray’a çıkıyorduk” sözleriyle başladı ve şöyle sürdürdü:
“Haftalarca gözaltına alınmamıza, polis şiddeti görmemize, tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmamıza ve hafıza mekânımız dediğimiz yerin kuşatılmış halini görmemize rağmen her oraya gitmeye çalıştık. Nitekim AYM’ye taşıdığımız dosyalarda mahkeme burada yaşadıklarımız için ‘ihlal var’ dedi. Tabii bu karara dayanarak gitmeye çalıştığımız meydanda saatleri bulan gözaltı, şiddet ve işkenceyi görmeye devam ettik. Şimdi çıktığımızda o meydanda 29 yıldır ne istediysek aynısını dile getirmeye devam ediyoruz. Bundan sonra da çıkmaya devam edeceğiz. 1000’inci hafta buluşmamızda da aynı taleplerle yine aynı alanda olacağız. Bizi bu mücadeleden geri tutacak hiçbir şey yok. Biz anne babalarımızdan bir mücadeleyi miras aldık. Bilinsin ki değil 1000 hafta 1000 yıl da olsa bunu sürdürülecek. Her ne pahasına olursa olsun.”
İRFAN BİLGİN: 1000 YIL DA OLSA SÜRECEK BU DAVA

Karakoç’un ardından söz, 12 Eylül 1994'te gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin’de. Bilgin, 1995 yılından itibaren yaşanan eylem yasaklarını anlatarak başladı sözlerine, “Bundan 29 yıl önce bugün kaybettiğimiz anneler babalar o alandaydı. Onlar pes etmedi biz de etmedik ve etmeyeceğiz” diyerek mücadelelerindeki ısrarı vurguladı şu ifadelerle konuşmasına devam etti:

“Bütün şiddetin karşısında biz sevdiklerini, kıymetlilerini kaybedenlerdik. Bütün bunları yaşarken elbette sessiz kalamazdık bu artık insanlık onuruyla ilgiliydi. Onlara karşı bağlılığımızı dile getirmek, yaşamı savunmak i ve yaşayabilmek için oraya gitmeye devam ettik. Saldırılar karşısında direnişimizle orada oturmayı başardık. Kavgasız, sorunsuz ve barış içinde bunu sürdürdük. Artık Galatasaray bizim gözyaşlarımızı döktüğümüz bir yerdi ve mezar taşımız oldu. Sonra eylem Soylu tarafından engellendi. Propaganda yapılıyor tarzındaki gerekçeleri ise karşılıksızdı. Oradan geçen turistler için kötü görüntü oluşturuyor bile dendi. Oysa şu an karakola çevrilmiş bir meydan var sanki güzel bir görüntüymüş gibi… Nitekim eylemler AYM kararları geldi ve elbette tanınmadı. Galatasaray’dan bizim vazgeçme şansımız yoktu. En güzellerini kaybedenlerin kaybedecek başka bir şeyi yoktu, vazgeçmedik. Değil 1000’inci hafta ömrümüz yetse 1000 yıl da olsa sürecek bu dava. Çünkü haklı taleplerimiz var ve yerine getirilmedi. 1000’inci haftada da biz yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Yıllar geçse de yaramız kanıyor. Kabuk bağlamasının da imkanı yok. Çünkü derdimize çare bulunmadı. 3000’inci hafta da olsa orada olacağız ve biliyoruz ki yaşamı savunan herkes yanımızda olacak.”

Kaynak: Artı Gerçek 

Editör: şilan