Gazete Emekİstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 29 Haziran Cumartesi günü “Emeğimiz ve özgürlüğümüz için kayyuma geçit vermeyeceğiz” şiarıyla İstanbul Kartal Meydanı'nda miting düzenleyecek. Ortak mücadele vurgusu yağan miting düzenleyicileri, belediyelere atanan kayyumların emekçilerin tüm haklarına yönelik saldırıların parçası olduğuna dikkat çekti.

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı: İmamoğlu başta olmak üzere kalabalık bir ekip Hakkâri'ye gitmeli Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı: İmamoğlu başta olmak üzere kalabalık bir ekip Hakkâri'ye gitmeli

DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu: DİSK 1980 darbesiyle beraber kayyuma devredilmiş bir sendikadır. 13 yıl boyunca sendika kayyum tarafından yönetildi, sonra yeniden kazanılınca sıfır noktasından başladı faaliyetlerine. Kayyumun en çok zarar verdiği kurumlardan biridir DİSK ve Türkiye işçi sınıfı hareketidir. Hakkari’de kayyum uygulamasına karşı İstanbul emek, barış ve demokrasi güçlerinin 29 Haziran Cumartesi gününe yaptığı çağrıya halkın kulak vermesini ve mitinge en güçlü şekilde katılarak kayyumlara hayır demesini talep ediyoruz.
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sözcüsü Seyfettin Avcı: Yapılan bütün haksızlıklara karşı da sesini çıkaran, halk yararına sözünü sakınmayan bir örgüt. Hakkari’de Belediye Başkanı’nın görevden alınması ve yerine kayyum atanması da demokrasiye, insan haklarına uymuyor. Kayyumları reddediyoruz. Mitinge üyelerimizle katılıp kayyumlara karşı sözümüzü haykıracağız. Bu ülkede haksızlıklara karşı birleşik mücadele etmek gerekiyor.

Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros: Kürt halkının seçme/seçilme hakkına yönelik saldırılar ile iş yasaları ve sendikal bürokrasiyle, Özak’ta olduğu gibi jandarma ve müftüsüyle sendika seçme hakkına yönelik saldırılar arasında bir ilişki, ortaklık var. Biri olacak ki diğeri daha mümkün olsun. Kürt emekçisi belediye başkanını seçemeyecek ki işçi de sendikasını seçemesin, üniversiteli de rektörünü seçemesin. Aslında bu kadar açık. Şimşek-Erdoğan programına dur demek aynı zamanda tek adam yönetiminin ülkeyi yönetme tarzına da itiraz etmekten geçiyor. Hakkâri’ye İstanbul'dan sahip çıkmak deyince İstanbul’da yapılacak bir mitinge sıkışıyor tartışma haliyle. Emekçilerin ve yerellerde mücadele güçlerinin, kalıcı birliklerini güçlendirmenin yollarını bulmalıyız.
SOL Parti İstanbul İl Başkanı Kemal Koç: Tepede normalleşme tartışması yapılırken halka sopa gösteriliyor. Bölgedeki kayyum atamalarıyla da halk iradesi çalınıyor, halk iradesi zapt ediliyor. Ne olursa olsun omuz omuza durarak bir arada bu saldırıları püskürtebiliriz. Hakkari’deki durumun bertaraf edilebilmesi batı açısından ve toplamında Türkiye emekçileri açısından da büyük bir kazanım olacak. Bu saldırıyı püskürtemediğimizde saldırılar artarak devam edecek.

TİP İstanbul İl Başkanı Cengiz Yeter: Kayyumlara karşı yürütülen mücadelenin İstanbul ayağında Emek ve Demokrasi Güçleri bir araya gelerek, son dönemde yürüttüğümüz ortak mücadeleyi bir mitingle sürdürelim istedik. İstanbul’da çıkan gür sesin tüm ülkede yankılanacağından eminiz. Kayyum ile yürütülen irade gasbını birincil hedef olarak koymakla beraber, özgürlüklerimizin de gasbına karşı sesimizi alandan yükselteceğiz. Yoksuluğa karşı tek bir ses olacağız miting alanında.
DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz: Bu ülkedeki ezilenin, işçinin, yoksulun, kadının, LGBTİ+’nın, bütün ötekilerin haklarına bir gasptır kayyum. İktidar kendi hukukunu uyguluyor, kendinden olmayanı saymıyor. Kayyuma karşı güçlü bir sesin batıdan da yükseltilmesi bir ihtiyaç. İktidarı en çok ürküten, ortak bir mücadele yürütüyor olmamız. Bu iktidarı zayıflatan, yok eden bir şey. Unutulmamalı ki ortak mücadele hattı aynı zamanda halkların kendine olan güvenini, inancını yeniden kazandırıyor.

Demokrasi İçin Birlik Koordinasyonu: Sadece Kürt halkının, kayyum atanan belediyenin sorunu olarak göremeyiz. Bu ülkenin barış ve refah içinde yaşama umuduna yönelik bir darbe. Bu ülkedeki herkesi nerede yaşarsa yaşasın ilgilendiriyor. Bize ‘Siz hiçsiniz,’ ‘Söz hakkınız yok’ denmesine rıza gösterirsek, yoksulluk ve zorbalık iktidarını yıkacak ortak direnişi de örgütleyemeyiz. Aslında ne sendikamıza, ne üniversitemize sahip çıkabiliriz. Bu mücadeleyi Saray rejimini ortadan kaldıracak yaygın, meşru bir mecraya çevirmeliyiz.


Kaynak: Evrensel 

Editör: şilan