Amedspor'un Erzurumspor deplasmanındaki yenilgisi, futbolun en dürüst ve yalana kapalı oyunlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Doksan dakika sonunda bütün sözler sel gibi akar gider, geriye çıplak gerçekler kalır. Ne var ki, bazıları bu çıplak gerçekleri bile bükmeye çalışır.
Olmuyor, olmaz da.Amedspor yenilgisinin birinci nedeni, bu kadar karizmatik bir takımı sırf bir puan uğruna silik ve savunmacı bir karakterle itibar suikastına uğratan karar vericilerdir.
Son tahlilde Erzurum'da olası bir yenilgi, ne puan durumunu ne de liderlik koltuğunu dramatik biçimde etkileyecekti. Dolayısıyla Amedspor'un kendi itibarından taviz vermesine gerek yoktu.
Bir şampiyon gibi sahaya çıkar, kendi oyununu rakibe dayatır ve skoru önemsemeden şampiyonluk karakterini sergilerdi. Bir puan uğruna takımın ruh halini, davranış karakterini değiştirmek akıl kârı değildi.
Bu oyun planına izin veren herkes, yenilginin sorumlusudur.İkinci neden ise rakibi ikinci bölgede bekleyip orada bir direnç merkezi yaratma kararıydı. Madem bu karar gereği ikinci bölgede yoğunlaşma yaşanacaktı, o zaman topu ikinci bölgede tutma planı neden yoktu?
Demek ki ikinci bölge sadece karşılama bölgesi olarak düşünülmüş, ama top kullanma ve değerlendirme bölgesi olarak görülmemişti.
Daha doğrusu Sinan Kaloğlu bunu akıl edememişti. Buradaki tutarsızlık bununla da sınırlı kalmıyor: Traore, Dia Saba ve Hasani gibi değerli oyuncuların ilişkisi, hücum girişimleri yönünde hiç tasarlanmamıştı.
Peki, bu kadar kıymetli oyuncuyu o bölgeye getiriyorsun da, topu rakip kaleye taşımaları için neden bir plan yapmıyorsun?
Üçüncü neden ise şu: Rakibi ikinci bölgede karşılamak planı, aynı zamanda ikinci bölgede çok oyuncu bulundurmak anlamına gelir. O halde neden üçlü savunma değil de dörtlü savunma tercih edildi?
Mehmet Yeşil ve Kahraman Demirtaş, oyun kurucu stoperler değildir; dripling yapma özellikleri yok, pas isabet oranları çok düşüktür. Onların yerine ayak içi temiz, isabetli top atma yeteneği daha gelişmiş olan Tarkan Serbest’i neden oynatmadınız? Mehmet Yeşil’i ikinci bölgedeki karşılama görevine gönderip, orada Poko ile birlikte boğuşacak ikili bir oyuncu üretirdiniz.
Nereden bakarsanız tutarsızlık, nereden bakarsanız elinizde kalıyor. Bir teknik adamın net bir fikri yoksa, bu fikir için sahada işlevsel bir oyun planı yoksa, her maçta her rakibe karşı puan kurnazlığına meyil eder ve böylesi sonuçlar kaçınılmaz olur. Futbolun dürüstlüğü işte burada devreye girer: Saha her şeyi söyler, bahaneler değil.