Amedspor Teknik Direktörü Sayın Mesut Bakkal, Serikspor maçından sonraki basın toplantısında şu ifadeyi kullandı: "Yönetim panik, taraftar panik." Bu sözler doğru olsa dahi, kamusal alanda dile getirilmesi büyük bir talihsizlik teşkil ediyor. Yaratacağı endişelerden öte, bu mesajın niyeti ve hedefi, asıl amacı gizlemek yerine onu kabak gibi ortaya koyuyor.
"Yönetim panik, taraftar panik" söylemi, kötü oyunu ve bu oyuna yol açan esas sorunları başkalarına fatura etme çabası taşıyor.Her otoritenin birinci görevi, temsil ettiği topluluğu dış uyarıcılardan gelebilecek panik tepkilerine karşı korumaktır. Bu bilincin gereği, paniği etkisiz hale getirerek topluluğu teskin etmektir. "Yönetim panik, taraftar panik" söylemi, bu yanıyla aslında "Ben görevimi yapmadım" itirafı niteliğinde duruyor.
Bir otorite olarak istenilen etkiyi yaratmada başarısız oldum, diye açıkça kabul etmek anlamına geliyor. Ancak Sayın Bakkal, bunun yerine "Yönetim panik yapmasaydı, taraftar panik yapmasaydı" diyerek aslında pekala başarılı olabilirdim demek istiyor ve kendi yetersizliğini başkalarına ihale ediyor.Panik duygusu gökten zembille inmez.
Panik, somut işaretler ve herkesin görebileceği basit emareler sonucu oluşur. Futbol oyununa dair yönetim kurullarının ve taraftarların paniği, yeşil sahada gözle görülen yetersizlik ve ehliyetsizlikten kaynaklanır. Panik, bütün çareler tükenmişse sükûnetin en doğal duygu ve davranış biçimi haline gelir. Taraftar ve yönetim, yeşil sahada takımı sistematik bir organizasyon içinde göremiyorsa, sistem yerine keyfi bir doğaçlama oyuna hâkimse, topun birinci bölgeden ikinci bölgeye taşınması hep aynı yol haritasına bağlı yapılmıyorsa, hücum denilen sonuç üretici eylem orta kesmekten ibaret kalıyorsa ve takım doksan dakika boyunca buna güdümlenmişse, ikinci planı yoksa, alternatif çözümler oyun içinde su yüzüne çıkmıyorsa, akıl geriye kaçar, onun yerine kaotik duygular egemen olur ve en hafif kaotik duygu panik olarak yansır.
Şampiyonluk hedefi ile yönetim ve taraftarların şampiyonluk duyguları arasına sistemsiz, kimliksiz melez bir oyun boy gösterirse, Sayın Bakkal hiç kusura bakmasın, ben dahil herkes bir parça panik olur. Aynı basın toplantısında aslında Sayın Bakkal, paniğin esas nedenini ve esas sorumlusunu ifşa ediyor.
"İyi oynayamadık" diyor, "Oyunu forse edemedik" diyor, "Rakip geriye gömüldü, hiç çıkmadı" diyor. Bu ifadeler, paniğin hem kaynağını hem de sorumlusunu açıkça belirgin hale getiriyor.
Birincisi, takımın iyi oyunu oynayıp oynamamasının sorumlusu teknik direktördür. İkincisi, takımın oyunu forse edecek taktiğin mucidi de teknik direktördür. Üçüncüsü ve en önemlisi, rakibi yerinden oynatacak, rakibi ceza sahası dışına zorla çıkartacak taktik zenginliği yine teknik direktörün sorumluluğundadır.
Kısacası, Sayın Bakkal, kötü oyunu paniğe bağlayarak kendini aklamaya çalışıyor ve bu yetmiyor, hızını alamayarak "rakibin çıkmayışını" da rakibe yüklüyor. Muhteşem bir akıl yürütme ve harika bahaneler bunlar.
Oysa bir teknik direktörün birinci görevi, oynayacağı rakibi analiz etmektir. Ve eğer rakip o maçta geriye gömülmeye meyilliyse, onu yuvasından çıkarmak, mevzisinden uzaklaştırmak teknik adamın oyun için ilk görevidir.
Panik Olan Kim?
Ali Fikri Işık
Trend Haberler
Soma’da grev sürerken A Termik Santralı için ihale kararı
Motorin ve benzinin litresine zam yapıldı
Diyarbakır’da 21 Mart Newrozunda yer alacak siyasetçiler ve sanatçılar belli oldu
DEM Parti İmralı Heyetinden Demirtaş görüşmesi
Axios iddiası: Trump’tan Barzani ve Talabani’ye İran telefonu
Meteoroloji’den yağış ve don uyarısı: Kar yüksek kesimlerde etkili