Türkiye Futbol Federasyonu'nun son günlerdeki telaşına bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Burada gerçekten futbolu temizleme iradesi mi var, yoksa futbolun temizlenmesi söylemi başka bazı kirleri görünmez kılmanın yeni aracına mı dönüşüyor?

Sorunun cevabı, tek tek operasyonların doğruluğundan önce kronolojide aranmalı.

Çünkü futbol kamuoyunun önüne birdenbire hakemler, bahis, disiplin dosyaları ve kulüp yöneticileri konuluyor. Ardından rakamlar büyüyor, isimler çoğalıyor, dosyalar genişliyor. Sonra bütün ülke yeniden futbolun içine çekiliyor. Oysa aynı günlerde Türkiye'nin çok daha geniş bir ekonomik ve finansal skandalı tartıştığı da unutulmamalı. Fon soruşturmasıyla ilgili haberlerde yüz binlerce kişinin etkilendiğine ilişkin iddialar ve çok sayıda kurumun süreçteki rolü tartışılıyor.

Tam burada futbolun eski bir özelliği yeniden karşımıza çıkıyor:

Futbol, toplumun dikkatini başka yere çevirmek için kullanılabilecek kadar büyük; fakat kendi içindeki çürümenin üzerini örtecek kadar küçük değildir.

Bir hakemin bahis hesabının bulunması başka bir meseledir. Bir kulüp yöneticisinin bahis oynaması başka bir meseledir. MHK içindeki iddialar başka bir meseledir. Bunların soruşturulması ve hukuk önünde açıklığa kavuşturulması gerekir. Nitekim TFF de adli süreçlerin sağlıklı yürütülmesine ilişkin açıklama yaptı.

Fakat bütün bunlardan daha büyük bir soru var:

Neden şimdi?

Bu soruya cevap vermeden “temiz futbol” demek, futbolun kendisini temizlemez.

Çünkü futbol temizliği yalnızca suçlu bulmak değildir. Kurumların nasıl yönetildiğini, denetimin nasıl çalıştığını, kararların hangi mekanizmalarla alındığını ve skandallar ortaya çıktığında neden ancak kamuoyu baskısından sonra harekete geçildiğini de sormaktır.

Bir yıl önce bilinen bir dosyanın bir yıl sonra yeniden gündeme gelmesi bile bu açıdan önemlidir. MHK operasyonu hakkında yayımlanan bazı değerlendirmelerde, hakemlerin daha önce savcılığa yaptığı başvuruların bulunduğu ve bu dosyanın uzun süre sonra yeniden hareketlendiği ileri sürüldü. Bunlar iddiadır; fakat iddianın kendisi bile kronoloji sorusunu ortadan kaldırmıyor.

Futbol kamuoyu ise bu sırada bildiği oyuna geri dönüyor.

Kim kimin hakkını yedi?

Hangi takımın şampiyonluğu şaibeli?

Hangi hakem hangi takımı kolladı?

Hangi kulüp kaç yıl cezalandırılacak?

Ve böylece futbol, kendi dışındaki büyük meselelerin üzerine kapanan dev bir perdeye dönüşebiliyor.

Benim kuşkum tam burada başlıyor.

Mesele futbolun temizlenmesine karşı çıkmak değil. Tam tersine, futbolun gerçekten temizlenmesini istemek, temizlik gösterisi ile kurumsal temizlik arasındaki farkı görmekle başlıyor.

Çünkü futbolun asıl hastalığı birkaç hakemin bahis hesabı değildir.

Asıl mesele, futbolun neden yıllardır aynı türden skandalları yeniden ürettiğidir.

Eğer her skandalın ardından birkaç isim ortaya atılıyor, birkaç kişi cezalandırılıyor ve sonra sistem yoluna devam ediyorsa ortada temizlik değil, temizlenmiş görüntüsü vardır.

Futbolun ihtiyacı da tam burada başlıyor:

Gündemi değiştiren operasyonlar değil, sistemi değiştiren denetim.

Yoksa skandal değişir, aktörler değişir, başlıklar değişir.

Futbolun kiri yerinde kalır.