Amedspor, Iğdırspor deplasmanında şampiyonluğunu ilan ederek doğrudan Süper Lig’e yükselme hakkını kazandı. Uzun bir sezon boyunca her şeyin uğruna yapıldığı, tek amaç haline getirilen büyük hedef nihayet gerçekleşti. İpi göğüslemek, yeni bir seviyeye ve statüye adım atmak demekti.

Amedspor bunu başardı. Şimdi önünde yeni bir sayfa var: Süper Lig’de kendini konumlandırmak, orada kalıcı olmak ve bu yeni statünün gereklerini yerine getirmek. Süper Lig’in Amedspor’a vaat ettiği büyük potansiyel ve imkanları başka yazılara bırakalım.

Normal şartlarda bir şampiyonun hikâyesinde belirgin ayak izleri olur. Rakiplerini domine eden bir oyun gücü, akıl yoran taktik zenginlik, rakibi çaresiz bırakan bireysel yetenekler ya da ezici fiziksel üstünlük…

Bunlardan biri ya da birkaçının varlığı, şampiyonluğun “kanıtı” olarak sunulur. Peki Amedspor’un şampiyonluğunda böyle öne çıkan, “ben buradayım” diyen ayak izleri var mıydı?
İtiraf etmek gerekir ki bu sezon Amedspor hiçbir maçta rakiplerini açık ara domine eden bir takım görüntüsü vermedi. Ne harika, şaşırtıcı taktik varyasyonlarla sahneye çıktı ne de rakiplerini fiziksel ve kalite olarak ezip geçen bir üstünlük sergiledi. Bütün bu “olmazsa olmaz” gibi görünen unsurlara rağmen şampiyon oldular. Böyle bir tabloyu ancak mucizelere, yüzyılda bir rastlanan şanslı rastlantılara bağlamak en kolay yol olurdu.

Ama gerçek o kadar basit değil. Çok para harcadığını söylemek yanlış olmaz. Yıldız oyuncularla donatılmış bir kadro kurduğunu da söylemek gerekir.. Johan Cruyff’un meşhur sözü burada da geçerli: “Dolu bir para çantasının şampiyon olduğu hiç görülmemiştir.”

O halde Amedspor’u şampiyon yapan asıl aktör kimdi? Cevap, hiç şüphesiz taraftar. Bu sezon Amedspor kendi evinde hiç yenilgi yüzü görmedi. Aynı taraftar, büyük bir arzu ve aidiyet duygusuyla takımı deplasmanlarda da yalnız bırakmadı.
Tribünlerin gücü, sadece tezahürat ve destekten ibaret değildi. Özellikle Kürt taraftar topluluğu söz konusu olduğunda, salt sportif başarı arayışının ötesinde, tatmin edilmemiş bir mağduriyet enerjisinin de takımı sırtladığı görülüyor.
Bu, şampiyonluk gerçeğinin sosyolojik bir parçasıdır ve görmezden gelinemez.

Küçük ama çok anlamlı bir ayrıntı da var: Sertaç Küçükbayrak, sezonun kritik anlarında Keçiörengücü ve son olarak Iğdırspor maçlarında takımın başına geçti. Bu iki maçta elde edilen dört puan, şampiyonluk yarışında altın değerindeydi.
Böylesi beklenmedik katkıların da hakkını vermek lazım.
Amedspor şampiyon oldu. Bu başarıyı büyük bir içtenlikle kutluyorum. Sahada, tribünde, yönetimde, teknik heyette ve kulüp çalışanlarında emeği geçen herkese saygılarımı sunuyorum. Artık yeni bir hikâye başlıyor. Süper Lig’de kalıcı bir yer edinmek, çok daha zorlu bir mücadele gerektirecek. Ama Amedspor’un bu sezon gösterdiği irade ve taraftarın gücü, bu yeni yolculuk için umut verici bir başlangıçtır.