Keçiörengücü maçının bize verdiği en büyük ders, Mesut Bakkal’ın bir oyun sistemine yaslanmadan, o sistemi temel almadan da bir takımın sahada var olabileceğini düşünen Türk usulü tuhaf yaklaşımdır.
Bir teknik direktör uzun topları merkeze alarak bir sistem kurabilir; bu kesinlikle mümkündür. İngiliz futbolu uzun yıllar boyunca uzun topa dayalı yapılar inşa etti, bu yapılarla hem kendi liglerinde hem uluslararası arenada başarılar elde etti.
Ne var ki bugün, özellikle İspanyol futbolunun belirleyici etkisiyle, oyun bambaşka sistematik özellikler kazanarak farklı bir yöne evriliyor.
Mesut Bakkal’ın Keçiörengücü karşısında sergilediği yaklaşım ise en temel yapılardan yoksun olduğu için hiçbir sistematik nitelik kazanamadı. Bu haliyle kırk sene daha sahada kalsa bile bir sistem oyununa dönüşme şansı yoktu.
İlk büyük eksiklik şuydu: Kaleci Erce, topu istediği noktaya isabetle gönderebilecek yeteneğe ve bilek ustalığına sahip değil. Bunun anlamı açıktır; topun düşeceği bölgelere ne kadar tedbir alınsa da o topların her seferinde aynı yere gelme ihtimali son derece düşüktür.
Bu iş için uzun mesafeli ve isabetli top atabilen ehil bir kaleciye ihtiyaç vardır. Erce Kardeşler, bu isimlerden biri değildir.
Diyelim ki böyle bir kaleci bulundu ve topları istenilen noktalara düzenli şekilde indirmeye başladı. O zaman ikinci aşama devreye girer: Bu uzun ve isabetli topların Amedspor’da kalması için özel bir organizasyon şarttır. Noktaya inen topa en az iki oyuncu ilk hamleyi yapacak, üç oyuncu da sekme ve ikinci top ihtimaline karşı hazır bekleyecektir.
Keçiörengücü maçında Erce’nin bütün vuruşları bu organizasyondan tamamen yoksundu. Bu yüzden bütün topları rakip kazandı ve atak başlangıçlarını bu ikram üzerine kurdu. Deyim yerindeyse Amedspor kendi eliyle topu rakibe altın tepside sundu.
En tuhafı da şu: Bunu hangi amaçla yaptığı, maçın hiçbir anında anlaşılmadı.Takımı ileri taşımak için yapıldığı söylense bile, o topun mutlaka Amedspor’da kalması gerekirdi. Varsayalım ki Mesut Bakkal biraz Klopp’a özenip topu bilerek rakibe verdi. Peki yüksek şiddetli presler nerede kaldı? Böyle bir oyun için Gegenpressing prensiplerini uygulamadan bir şey başarmak, futbol oyununu başka bir şey ile karıştırmak lazım gelir. Ama futbol oyunu keyfi çiftetelli oyunu değil, ciddiyet, kural ve sistem ister.
Kısacası neresinden tutsanız elinizde kalan, tuhaf bir alaturka karışımı ortaya çıktı. Hiçbir takım bu kadar belirsizlik ve plansızlıkla ne rakiplerini yenebilir ne de şampiyonluk yarışında kalabilir.
Mesut Bakkal’ın bir an önce net bir tercih yapması, kendine özgü bir biçimde yönetebileceği, ayrıntılarına vakıf olduğu bir sistemi benimsemesi zorunludur. Amedspor oyun sistemini çözmeden oyunun sorununu çözemez.
Amedspor sistem sorununu çözmeden oyun sorununu çözemez
Ali Fikri Işık
Trend Haberler
Newroz 2026’nın Şiarı “Özgürlük ve Demokrasi” Oldu: 53 Merkezde Kutlama
Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya’dan AİHM ve HDP açıklaması
Soğuk Hava Geri Dönüyor: 29 İl İçin Sarı Kodlu Uyarı
Öcalan’ın 27 Şubat mesajı paylaşıldı: Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan gözaltına alındı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü Uyardı: Sağanak ve Kar Geliyor, Çığ Riskine Dikkat