Amedspor birinci yarıda topu kullanamadı. Topu kullanamayınca da oyunu kontrol edemedi. Kocaelispor’un baskısı karşısında top her Amedspor oyuncusunun ayağından çıktığında, bir hücum başlangıcı olmaktan uzaklaşıp yeni bir Kocaelispor atağına dönüştü. Amedspor’un uzaklaştırdığı her top, rakip için yeniden oynanabilir bir top haline geldi.
Bu, basit bir pas hatası meselesi değildi. Daha derinde, takımın topa sahip olduğunda ne yapacağını bilen bir oyun planının eksikliği vardı.
Amedspor topu kazandığında oyunun yönünü değiştiremedi, baskıyı kıramadı, rakibin yerleşimini bozacak pas dizileri kuramadı. Topla ilişkisi kesintili, pasları çoğunlukla tepkisel, hücumları ise birbirinden kopuk kaldı. Böyle bir oyunda topu kaybetmek kaçınılmaz olarak rakibe alan ve zaman kazandırır.
İkinci yarıda Dellova'nın pozisyonunun değiştirilmesi Amedspor'a bir miktar nefes aldırdı. Oyun biraz toparlandı, takım sahada daha anlaşılır bir görüntü vermeye başladı. Fakat bu toparlanma, örgülü, bilinçli, akışkan ve rakibi etkileyen bir oyuna dönüşmedi. Amedspor oyunun içine geri döndü ama oyunun kendisini kuramadı.
Burada Besnik Hasi'ye dönmek gerekiyor.
İyi teknik direktörlük biraz da mimarlıktır. Elinizdeki malzemeyi tanımak, malzemenin taşıyabileceği yükü hesaplamak, yapının hangi kolonlarla ayakta duracağını bilmek zorundasınız. Hasi bu maçta iyi bir mimarlık örneği sergileyemedi. Ortaya çıkan yapının taşıyıcı kolonları zayıftı; hücum ile orta saha arasındaki bağlantılar kopuktu, savunmadan hücuma geçişler plansızdı.
Hasi'nin önünde hâlâ zaman var. Fakat bunun için sorunu önce kendi örüntüsüz oyununda araması ve kendisini herkesten önce sorumlu ilan etmesi gerekiyor. Teknik adamın en önemli ayrıcalığı, hatayı başkasına yüklemek değil, hatanın nerede üretildiğini görebilmektir.
Asıl sorunlardan biri de kadro mühendisliğinde ortaya çıkıyor.
Amedspor'un kadrosuna bakıldığında dikine oynamayı seven, doğrudan rakip kaleye yönelen oyuncuların sayısı dikkat çekiyor. Orban, Sor ve Ballet gibi oyuncuların doğal eğilimi cepheye, boşluğa, savunma arkasına ve doğrudan kaleye gitmeye dönük. Bu oyuncuların özelliklerini kullanmak istiyorsanız, onları sürekli besleyecek başka profillere de ihtiyacınız var.
Çünkü bu kadar dikey oyuncuyu, teknik kapasitesi yüksek bir defans ve pas kalitesi taşıyan bir orta saha olmadan besleyemezsiniz.
Dikey oyuncunun yanına dikey oyuncu koymak, hücum planı kurmak değildir.
Dikeyliği besleyecek oyuncunun pasın yönünü, şiddetini ve zamanını ayarlayabilmesi gerekir. Bazen oyunu hızlandıracak, bazen rakibi üzerine çekip boşalan alanı görecek, bazen de ilk bakışta geriye doğru görünen bir pasla oyunun yönünü değiştirecek. Amedspor'un eksikliği tam da burada belirginleşiyor.

Orta saha, top dağıtım merkezi olarak çalışmadığında hücumcularınızın yetenekleri de görünmez hale gelir.
Amedspor'un bu maçta topu kontrol etmekte, pas vermekte ve pasın zamanlamasını ayarlamakta yaşadığı sorunlar tesadüfi değildi. Bunlar çözülebilir mi?
Evet, çözülebilir.
Fakat çözüm, oyunculara daha fazla koş demekten geçmiyor. Daha fazla mücadele, daha fazla pres, daha fazla efor gibi futbolun kolay reçetelerine sığınmak da meseleyi çözmez. Önce oyunun yol haritası çizilmeli.
Birinci sorun burada: Amedspor'un iyi düşünülmüş, kolay anlaşılır ve etkili bir oyun yol haritası yok.
İkinci sorun: Orta saha, oyunun top dağıtım merkezi rolünü gereken kapasiteyle yerine getiremiyor.
Üçüncü sorun ise hücum oyuncularının profiliyle ilgili. Orban, Sor ve Ballet'in güçlü taraflarını biliyoruz. Fakat onların teknik kapasitesini ve oyun alışkanlıklarını hesaba katmadan bir hücum planı kuramazsınız. Onlardan başka türden oyuncular gibi davranmalarını beklemek, futbolcuyu kendi doğasına karşı oynatmaktır.
Dolayısıyla Amedspor'un yapması gereken, oyuncularını değiştirmekten önce onların ne yapabileceğini doğru tarif etmektir.
Krasniqi ve Dellova'nın dışında kalan oyuncuların hemen hepsine dokunmak, onları ayrıntılı bir çalışmanın içine çekmek gerekiyor. Topla ilk temas, pas açısı, pasın şiddeti, destek mesafesi, üçüncü adam bağlantısı, baskı altında karar verme, top kaybı sonrası reaksiyon...
Bunlar futbolun ayrıntılarıdır ama maçları ayrıntılar belirler.
Amedspor'un önünde yapılacak çok iş, çalışılacak çok detay var. İyi haber şu: Bunların önemli bir bölümü çözülebilir sorunlar. Kötü haber ise çözümün kendiliğinden gelmeyecek olması.
Bir takımın iyi oyunculara sahip olması, iyi bir takım olduğu anlamına gelmez. İyi oyuncuların birbirlerini nasıl tamamlayacaklarını bilmek gerekir. Futbol biraz da oyuncuların toplamından daha büyük bir oyun yaratma sanatıdır.
Amedspor henüz o toplamı yaratabilmiş değil.
Bir de maçın başka bir tarafı var: Hakem.
Faul kararlarının önemli bir bölümünde Kocaelispor lehine oluşan tercihlerin oyunun doğal akışını etkilediğini gördük. Kocaelispor'un temaslı oyununa gösterilen tolerans ile Amedspor'un benzer pozisyonlarda karşılaştığı kararlar arasında ciddi bir dengesizlik vardı. Hakem yönetimi, oyunun adalet duygusunu zedeleyecek kadar tek tarafa yakın göründü.
Bu da ayrıca söylenmeli.

Fakat Amedspor'un kendi sorunlarını hakem kararlarının arkasına saklaması, bu maçın asıl meselesini görünmez hale getirir.
Bu maç bize Amedspor'un ne kadar koştuğunu değil, nasıl oynadığını sordu.
Cevap ise henüz yeterince ikna edici değil.
Topu kazandığında ne yapacağını bilen, pasın yönünü ve zamanını belirleyen, dikine oyuncularını doğru biçimde besleyen, baskıyı pasla kırabilen ve bütün bunları ortak bir oyun aklı içinde birleştirebilen bir Amedspor'a ihtiyaç var.
Bunun için de önce oyunun kendisini kurmak gerekiyor.
Çünkü futbol, oyuncuların sahaya dağıtılmasıyla başlamaz.
O oyuncuların birbirleriyle konuşmaya başlamasıyla başlar