Bu sezon ilk kez kurduğum her cümle bana keyif veriyor ve bu yazının hiçbir cümlesinde ‘’samimiyetsizlik’’ baskısı hissetmiyorum. Kelimenin en geniş anlamıyla tam bir ‘’ahlakilik’’ içindeyim. Amedspor, futbol el kitabında hangi ilke ve prensipler yazılıysa onlara riayet etti, o ilke ve prensiplerin taleplerini karşılamaya çalıştı.


Her şeyden önce takımda bir bütünlük vardı ve takım hem hücumda hem de savunmada bitişik bir karakter ve davranış içindeydi. Haftalardır dile getirdiğimiz o ünlü ‘’kompakt oyun’’ nihayet yüzünü göstermiş ve maç boyunca da meyvesini dinamizim olarak herkese hediye etti. Kompakt durmayı, konum almayı başaran takım, topun bütün mevzi ve mesafelerine yakın durdu.


Bu vaziyette gerek savunmada gerekse de hücum da çoklu oyuncu ile birlikte takımı bütün pozisyonlar içinde diri tuttu. Mesafeler kısaldıkça yorgunluk bir problem olmaktan çıktı. Herkes ötekine kolayca yardım etti, onunla birlikte baskılara katıldı ve yine onunla birlikte kademelere girdi. Takımın boyu ne enlemesine genişledi ne de boylamasına uzadı. Gerçek bir imece dayanışması kendiliğinde hayat buldu ve alışkanlık haline geldi.


İki stoperin acemiliği bile, bir soruna dönüşmedi. Maç öncesi Iğdırspor’un teknik direktörü İbrahim Üzülmez’in taktik planı sırf bu kompaktlık yüzünden dakikalar daha 20’yi göstermeden iflas etti. Iğdırspor taktik disiplininden koptu ve ‘’taktiksiz doğaçlama’’ bir oyun oynamaya başladı. İlk teslim olan da Fofana oldu, onu Mendes izledi sonra da Bruno bu kervana katıldı ve Iğdırspor oyun gücünü kaybetti.
Bunun nedeni Amedspor’un rakip kanat ataklarını kademeli olarak kapatmasıydı. Sinan ve Traore, defansın önünde kanatlarına uygun kaymalar yapıp, kanat geçişlerini üçlü olarak kapatınca, rakip göbeğe dönmeye mecbur kaldı ve göbekte İbrahim Üzülmez’in tasarladığı bir plan yoktu.


Fofana tümden kontrol dışına çıkarak, bireysel bir ritim tuturmaya çalıştı ve Iğdırspor’un hücumundaki bütün görev ve roller birbirine karıştı. Çok belli oldu ki, bu kaotik durumu düzeltmeye Üzülmez’in ne gücü yetti ne de otoritesi.


Sinan Kurt topa akıl veren bir aktör olarak ortaya çıkınca, Dia Saba ile harika bir ortaklık kurdu. Net kararlı, sakin ve isabet oranları yüksek paslar, Dia SABA’nın muhteşem yeteneğini ateşledi. Sinan ve Dia Saba ilişkisi Amedspor’un topu ikinci bölgeden üçüncü bölgeye taşıma işinin modeli oldu. Bence bu çok kıymetli bir yapıdır. Bunu titizlikle korumak lazım gelir.
Traore, Kahraman’nın sigortasına dönüştü. Çok doğru konum alarak, atakların yön değiştirmesini sağladı ve Gyan’a verdiği o şiirsel ara pası ile adeta golün mimari oldu.
Bütün oyuncular çok değerli katkıdan bulundu bu maçın ruhuna ve karakterine. Bence bütün oyuncular çok keyif aldı bu maç ve oyundan. Kaçan iki penaltıya rağmen bu ‘’oyun gücü’’ tabelaya üretilmiş 3-0 skoru yazdırdı.