Rojava'daki abluka ve saldırılar karşısında Kürt halkının dayanışması, en derin ahlaki sınavlardan birini veriyor. Haysiyet kırıcı, insanlık dışı bu kuşatma altında Rojava halkı, kışın en sert koşullarında gıda, yakıt, ilaç ve ısınma gibi temel ihtiyaçlarla boğuşuyor.


Soğuktan donan çocuklar, kesilen elektrik ve su hatları, tükenen stoklar... Bu tablo, sadece direniş değil, aynı zamanda acil bir insani felaket çağrısıdır.
Rojava kazanımları, ulusal bilinçte derin bir yer tutuyor. Bu kazanımların heba olması, Kürt ulusunun birliğinde onulmaz yaralar açar.
Başur'da ve Diaspora'da yükselen enerji, gösteriler ve uluslararası dayanışma çağrıları, sınırları aşan bir duygudaşlık yaratıyor. Avrupa tribünlerinde Bayern Münih, St. Pauli, Greuther Fürth gibi grupların pankartları, Rojava'ya ses oluyor.
Uzakdoğu'dan bir Amedspor taraftarının saç örerek katıldığı dayanışma akımı bile, bu küresel yankıyı gösteriyor.
Peki Bakur'da durum ne? En görünür tepki, sokaklara çıkmak ve Amedspor'un beş büyük taraftar grubunun ortak kararı: Rojava'daki halka yönelik tehditler son bulana dek tüm tribün faaliyetlerine ara vermek.
Bu karar, dikkat çekici bir protesto elbette; Amedspor'un yıllardır Rojava dayanışmasını en yüksek sesle dile getiren tribünleri, susarak haykırıyor. Ancak bu suskunluk, kulübü ve taraftarları kendi kaderiyle baş başa bırakıyor.
Sokak romantizmi, sloganlar ve marşlar önemli; yalnız olmadıklarını hissettiriyor. Ama kışın ortasında abluka altındaki bir halk için en acil olan, motivasyondan öte somut yardımdır.
Rojava'da en çok neye ihtiyaç var? Yakıt, gıda, bebek maması, ilaç, battaniye, çadır... Kobanê'de dört çocuğun soğuktan hayatını kaybettiği haberleri geliyor. Elektrik ve su kesintileriyle karanlıkta kalan evler, tükenen stoklar... Heyva Sor a Kurd gibi örgütler BM'ye çağrı yapıyor:
İnsani durum felaket boyutunda. Peki biz ne yaptık? Diyarbakır'dan tırlar dolusu erzak yola çıktı mı? Tedarik zincirleri kuruldu mu? DEM Parti'nin son dönemde gıda yardımı için harekete geçtiğini duyurması olumlu bir adım, ama bu geç kalmış bir adım.
Belediyeler, sivil toplum, partiler ve halk seferber olsa, Amedspor üzerinden bile yardım kampanyaları organize edilebilirdi: Forma bağışları, erzak toplama stantları, kışlık malzeme sevkiyatları...
Kulüp askıya alınmak yerine, onun etrafında örgütlenerek dayanışma maddileşebilirdi.Yas tutmak, sessiz kalmak, futbol ile siyaset arasına duvar örmek daha kolay geliyor belki. Ama bu kolaylık, sorumluluktan kaçıştır.
Ulusun potansiyeli, sokak eylemlerinin ötesinde bir kapasiteye sahip. Rojava halkı yalnız değilse, bunu somut eylemlerle göstermenin vakti geldi. Tırlar yüklenmeli, koridorlar zorlanmalı, sağlıkçılar sınıra koşmalı, yaşam koridorları açılmalı. Dayanışma, sembolik olmaktan çıkıp yaşamsal hale gelmeli.
Rojava direniyor. Bizim de bu direnişe borcumuz var: Ete kemiğe bürünmüş, elle tutulur bir dayanışma. Bu ahlaki ve insani kapasite ertelenemez. Milletçe topyekûn harekete geçmek, ulusun birliğini en güçlü şekilde göstermek için şimdi tam zamanı. Rojava'ya yardım etmek, sadece oradakileri değil, hepimizi kurtarır.